Giriş Yap Kayıt Ol
KÜLTÜR SANAT | Tunçbilek Reklam
    KÜLTÜR SANAT Kategorisi
    E-Kitap Nedir? Kullanışlı Mıdır? DETAY
    E-Kitap Nedir? ...

         E-kitap, elektronik kitap olarak da adlandırılan, her türlü bilgisayarda okunabilen, bilgisayar dosya formatında tasarlanmış bir kitap okuma yöntemidir. Kağıt dışında normal kitabın bire bir aynısı olarak sunulmaktadır. E-kitaplar doküman yanında, ek olarak görüntü ve ses bağlantılarını da içerebiliyor. E-kitaplar çok kolay bir şekilde internetten çekilebilir, e-posta ile gönderilebilir.               Okuma oranının dünya ortalamasının çok çok altında olan ülkemizde e-kitap kullanımı okuma oranına önemli katkı sağlayabilir. Özellikle yeni nesil çocukların, teknoloji ile olan ilgileri e-kitap okumayı teşvik edebilir. Gerek çocuklar ve gerekse yetişkinler gün içerisinde akıllı telefon, bilgisayar ve tabletler vasıtasıyla birçok bilgiyi okumaktadırlar. Teknolojinin bu denli hayata girdiği günümüzde, okumaların büyük bir oranı bu cihazlardan yapılmaktadır. Kitap ile arasına mesafe koyan kişilerin, okumak istediği bilgiye e-kitaplar vasıtası ile ulaşabilmesi oldukça kolaylaştırıcıdır. Bunun yanında okunmak istenen ancak bir türlü alınamayan kitaplar yine e-kitap sayesinde kolaylıkla edinilip okunabilir.    E-kitap Kullanmanın Avantajları Nelerdir?    -Depolanması ve taşınması normal kitaba oranla çok kolaydır.  - Kağıt, baskı gibi maliyetleri olmadığı için, kitap fiyatı daha uygundur. Aynı ücrete birkaç e-kitap satın alınabilir.  - İnternet üzerinde çok kısa bir sürede sahip olunabilir ve zaman kaybetmeden okunmaya başlanabilir.  - E-kitaplardan bilgisayar ortamında bir kütüphane oluşturulabilir. Bu sayede bir arşive sahip olunmuş olur.  - Kitapçıya gidip, saatlerce kitap arama derdine son verir.  - Kitap okumayı sevmeyenler için bir başlangıç olabilir ve kitap sevgisi aşılayabilir.  - E-kitap, kağıtta da bir ekonomiklik sağlar. Kağıt kullanımı az olacağından, daha az ağaç kesilmesini sağlar.  - Yazarlık yeteneği olan ancak maddi sıkıntılardan kitabını basamamış olan yazarlar için de bir şans niteliği kazandırmaktadır. Bu sayede nitelikli yazarların da önü açılmış olacaktır.    E-Kitap Okumak Kolay mıdır?               E-kitap, her türlü masa üstü, diz üstü, tablet, akıllı telefon gibi elektronik cihazlarda rahatlıkla okunabilir. Bunun yanında özel e-kitap okula aletleri temin edilerek bunlardan da yararlanılabilir.    E-Kitap Nasıl Okunur?               Değişik e-kitap formatları mevcuttur. En çok tercih edilen e-kitap formatları, pdf ve lit’dir. Çoğu bilgisayarda pdf dosyası mevcuttur. Bilgisayarında pdf olmayanlar için program indirebilir. Bu programlardan yararlanılarak e-kitaplar kolay bir şekilde okunabilir.               Her türlü okuma için hızlı okuma teknikleri tavsiye edilir. Hızlı okuma teknikleri ile kısa sürede normal okuma hızının iki üç katı oranında daha fazla sayfa okunabilir. Zaman yönetiminin giderek daha da önem kazandığı günümüzde hızlı okuma gibi natif tekniklerin kullanılması oldukça önemlidir.

    Çayı İlk Kim Nasıl Buldu? DETAY
    Çayı İlk Kim ...

    İlk olarak Çin’de ortaya çıkan çay, imparator tarafından bir yanlışlık eseri bulunmuş ve günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. İmparatorun saray bahçesinin köşesinde su kaynatırken ağzı açık olan demliğin üzerine yaprakların düşmesi, suda aniden yayılan bitkinin hoş bir koku ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Bu durumdan rahatsız olmayan ve yaprakları çıkarmadan içmeyi deneyen imparator, sıcak suyla içildiği taktirde çok hoş kokuya ve tada ev sahipliği yapan bu içeceği ortaya çıkarmış oldu.     Çay İlk Olarak Kim Tarafından İçecek Olarak Tüketildi? Şans eseri bulunan ve Çin’den binlerce yıl sonra da günümüzdeki değerini korumaya devam eden çay, an itibariyle birbirinden farklı ülkelerin kültürlerinde de kendine yer edinmektedir. Milattan önce 2737 yılında bulunduğuna dair yazıtlara ulaşılmış olan çayla ilgili olarak, Çin’in o dönemdeki imparatoru She Nung’dan bahsediliyor.   Çayı ilk kim nasıl buldu? Çayın bulunmasında hata bulunmasına rağmen imparator tarafından hoşgörülü yaklaşılıp bir o kadar da önyargısız bir şekilde içilen bitkili sıcak su, günümüz çayının temelini atmıştır. Bu durum halktan birinin başına gelse aynı etkiyi yaratır mıydı bilinmez. Fakat imparatorun başına gelmesi ve milattan önce 2700 yılında bile milyonlarca kişiye ev sahipliği yapan kişinin hükümdarı tarafından benimsenmesi, bu bitkinin gelişimi açısından oldukça büyük bir etkiye sahip olmuştur.   Çay en çok hangi ülkelerde tüketiliyor?   An itibariyle çayla ilgili yapılan araştırmalarda İngiltere, Anadolu, Çin ve Rusya civarındaki bölgelerin yanısıra Brezilya’da da çay tüketiminin oldukça büyük bir etkisi bulunuyor.   Çayı ilk kim nasıl buldu? En çok içilen içeceklerden bir tanesi olması ve Avrupa’ya getirilmesi ise 1610 yılını bulmuştur.

    İstanbulda Bulunan En İyi 5 Korku Temalı Kaçış Oyunu DETAY
    İstanbulda Bulunan ...

    İstanbulda Bulunan En İyi 5 Korku Temalı Kaçış Oyunu    Adranelin korku heyecanla ortaya çıkan bir hormondur. İnsanlar farklı eğlence yollarına başvurarak eğlenmek ve haz duymak için geliştirilen birçok eğlence yollarına başvururlar ve keyif alırlar. Hayatımızda korku heyecan ne kadar kötü olarak bilinse de sağlık açısından iyi yanları da bulunmaktadır.               Korku filmlerinden keyif alan insanlar mutlu olurlar ve yararlı hormon olan adrenalin salgılarlar. Ancak günümüzde korku çok farklı bir boyuta getirilip geliştirilerek insanların canlı olarak yaşayacakları ve heyecana ortak olacakları oyuna dönüştürülerek, daha çok etkilenip keyif aldıkları bir etkinliğe dönüşmüştür.    İkili ya da grup olarak oynanan korku evlerinde amaç oyundaki şifreleri bularak 1 saat içinde oyunu tamamlamaktır.    Korkunun Birçok faydası bulunmaktadır bunlar özetle;    - Korku bağışıklık sistemine faydalıdır.  - Adrenalinizin yükselmesini sağlar.  - Kan hücrelerinin sayısını artırmada yardımcıdır.  İstanbul’da birçok yerde korku evleri açılmış ve hizmet vermektedir. İstanbul'da en iyi korku teması içeren evlerden bahsedelim.    Kadıköy Evden Kaçış Oyunları               Oyunun konusu; 13 rakamının uğursuzluğu bilinir. Bu oyunda da gizemli evden bazı ipuçlarından yararlanarak çözüp oyunu bitirmeniz ve evden kurtulmanız. Eğlenceli ve korkutucu olan oyundan büyük keyif alabilirsiniz. Önünüze birçok engel çıkabilir karanlıktan korkabilirsiniz. Grubunuzla şifreleri çözmek için acele etmenizde yarar var evden çıkışınız için ipuçlarından yararlanın şifreleri bulmaya çalışın. Atmosferi ve müziği ile sizi büyüleyecek oyundan büyük heyecan duyacaksınız.    Kusursuz Kaçış               Halka filminden esinlenerek kurgulanmış oyunda başrolde olmak ister misiniz? Korku severler tabii ki evet diyecekler bu duruma. Akıcılığı ile güzel kurgulanmış oyunda karşınıza çıkan ürkütücü şeyler oyunu sürükleyici kılmakta. Oyunda çabuk karar vermek strateji oluşturmak ekibiniz için oldukça önemli.    Exitcalibur               Hayaletli bir evde macera dolu 1 saat sizi bekliyor. Oyunda sadece hayalet değil evin içinde birçok sürprizlerle karşılaşabilirsiniz. Bunun için dikkatli olmanız ve evden çıkmak için bulmacaları çözmeniz gerekmektedir. İsimsizler adlı oyun adrenalinizi yükseltmek için seçilecek harika oyunlardan biri olarak tavsiye edilmektedir.    Tuzak Oyunu               Bilinmeyen kapalı bir ev ve odadan kurtulmanız için 1 saat içinde hızlı ve pratik olmanız gerek. Oyunda takım arkadaşlarınızla dikkatli bir şekilde hareket ederek bulmaca ve şifreleri çözerek evden çıkabilirsiniz.    İzleyerek Değil Yaşayarak Korkacağınız Mekanlar               İstanbul’da farklı şehirlerde olmak üzere korku evleri açılmakta ve hizmet vermektedir. Farklı film kurgularından esinlenerek yapılmış ve hazırlanmış korku evleri sizlere adeta filmi yaşatmak ve o korkuyu hissetmeniz için tasarlanmış ticari amaçlı yerlerdir. Keyif alacağınız ve korkuyu sonuna kadar yaşayacağınız karanlık ve korkuya göre dekore edilmiş evlerde büyülü bir atmosferde kaçma keyfinin tadını çıkarabilirsiniz.

    Radyonun Tarihçesi Nedir? DETAY
    Radyonun Tarihçesi ...

    Radyonun Tarihçesi Nedir?   Radyo Nedir?               Eskiye göre kullanımı çok fazla olmasa da, radyolar çok uzun zamandır hayatınızdadır. Elektromanyetik radyo dalgalarını sese çeviren elektronik alete radyo denilmektedir. Çağın en önemli teknolojik anlamdaki buluşlarından biri radyodur. Bu çok önemli icadın sahibi ise Guglielmo Marconi’dir. Radyo televizyondan önce icat edilmiştir ve insanların haber almasını sağlamıştır.               Sesi havadan radyo dalgaları aracılığı ile iletme fikri nedeniyle ortaya çıkan radyo, telefonun icadından sonra insan hayatında önemli bir yere sahip olan bir icat olmuştur. İtalyan olan mucit, herhangi bir tele gerek kalmadan sesi ulaştırmanın yolunu bulmuştur. Radyonun bulunuşu konusunda çalışma yürüten kişilerin çoğu, radyonun mucidi olduğunu iddia etmiştir. Ancak Marconi patentini alarak bu alandaki tek isim olmuştur.               Radyonun ilk çalışmaları İtalya’da başlamıştır ancak gereken desteği alamadığı için İngiltere’ye gidilmesine neden olmuştur. Yalnızca bir tarafın sesini iletmeye yarayan kablosuz ağa radyo denilmektedir. Radyo dalgalarında bulunan sesi ilk olarak dijital alana aktaran, oradan da sese çevirebilen radyo, hem alıcı hem de verici olarak adlandırılan elektronik bir buluştur. Amerika’da ilk radyo yayınları 1921 yılında başlamıştır. Bu adımdan sonra her yerde radyo kullanılmaya başlamıştır. Bir radyonun sesi iletebilmesi için verici, anten ve sesin iletilebileceği ortam gereklidir.    Radyo Ne zaman ve Kim Tarafından Bulunmuştur?               Telefon ile televizyonun icadından önce çıkan ve önemli bir yere sahip olan radyo, kullanım alanı çok geniş olan bir araçtır. Yardımcısı ile beraber gerçekleştirmiş olduğu bir deney sonucunda başarı yakalayan, bir deniz kıyısında radyo dalgaları aracılığı ile ses göndermeyi başarmış olan Marconi, 1898 yılında radyoyu keşfetmiştir. Radyo buluşundan sonra patentini de alarak aynı alanda çalışma yapanların icadı sahiplenmesini engellemiştir.  Telsiz bir telgraf niteliğinde olan radyo, uzun zamandır endüstriyel alandan ticaret alanına kadar birçok yerde kullanılmaktadır. Modern radyo iletişimini bulmuş olan ve radyo icadının babası olarak kabul edilen Marconi, başka insanların desteğini de alarak icadını genişletmiştir.    Radyonun Tarihçesi    Radyoyu bulması nedeni ile Marconi’ye 1909 yılında Nobel Fizik Ödülü verilmiştir. Bugünlerde bile radyo hala önemli bir haberleşme aracı olarak görülmektedir. İnsan yaşamının vazgeçilmez parçaları arasına girmeyi başarmış olan radyo, eskiden haberleşme aracı olarak kullanılsa da, bugünlerde sadece eğlence aracı olarak kullanılmaktadır.               Radyonun icadında birçok kişinin emeği vardır. Ancak son gelişmeyi Marconi yaptığı için radyonun mucidi olarak da o görülmektedir. Radyo frekansları sayesinde uydudan yayın yapabilen radyolar, tüm dünyaya sesi duyurabilmektedir.

    Mitoloji Nereden Ortaya Çıkmıştır? DETAY
    Mitoloji Nereden ...

    Dünya tarihini etkileyen ve günümüze kadar gelen Mitoloji nereden ortaya çıkmıştır? Mitoloji denildiğinde akla ilk olarak Pers ve Yunan mitolojilerinin gelmesi son derece doğaldır. Bu iki farklı kültür, tarihe ışık tutacak bilgilere ve hayal gücüyle eşleşebilecek olağandışı durumlara ev sahipliği yapıyor. Çoğu tarihçi için ilk olarak Yunanistan ve civarında mitolojinin örneklerine rastlanmıştır. Binlerce yıllık mitolojilerin an itibariyle de tüm detaylarıyla biliniyor ve öğrenilebiliyor olmasının temel nedeni, tüm özelliklerinin ve detaylarının hatta kaynağının yazıtlarda yer verilmiş olmasından kaynaklanıyor. Günümüze Kadar Ulaşan Mitoloji Örnekleri An itibariyle anlatılmaya devam eden ve kitaplardaki yerini almış olan onlarca mitoloji aynı zamanda herhangi bir değişime uğramaması nedeniyle de büyük bir ilgi görüyor. Mitoloji nereden ortaya çıkmıştır? Mitolojinin ortaya çıkma sebeplerinin temelinde dinlerin de payı son derece büyüktür. Birçok dinde ilahi kişiliklerin veya yaratıcının önemine vurgu yapabilmek amacıyla aşırıya gidilebilecek abartı cümlelerinin kullanılarak ağızdan ağıza yayıldığı biliniyor. Bunların zaman içerisinde herhangi bir dayanağı olmaksızın herkes tarafından kanıtının varlığı iddia edilerek anlatılmaya devam edilmesi, normal bir durumun aşırı derecede abartılmasına yol açabiliyor. İlham alındığı alan göz önünde bulundurulduğunda mitolojiler, anlatıcının hayal gücüyle doğru orantılı olarak gerçekten uzaklaşabiliyor. Popüler Mitolojiler: Günümüze kadar gelmeyi başarmış olan mitolojilerin başında Yunan Mitolojisini görmekteyiz. Bu mitolojideki Zeus, Hades, Poseidon, Afrodit, Medusa gibi tanrı tasfirlerinin aslında birer karakter olduğu düşünülüyor. Mitolojilerde karakterlerin özellikleri aynı destanlarda olduğu gibi abartılarak olağanüstü öğeler eklenmektedir. İki savaşçı arasında yaşanan dövüş sonucunda kazananın mitolojide yer alıyor olması, klasik bir dövüşün ilahi bir durum olarak gösterilmesine zemin hazırlıyor. Mitoloji nereden ortaya çıkmıştır? Sorusunun cevabı da bu bilgiler ışığında, felsefenin ve yazılı tarihin geliştiği bölgelerin hedef gösterilebilmesini sağlıyor.

    Göbekli Tepenin Tarihi Değiştiren Önemi DETAY
    Göbekli Tepenin ...

    İnsanlık ve dinlerin bu güne kadar bilinen kayıtlı tarihinin en önemli yerlerindin başında gelen Göbekli Tepe, yeni neslin dinlerle ilgili yapacağı araştırmaların temelini oluşturuyor. Yıllar boyunca sadece semavi dinlerin ve bazı kabile dinlerinin etkilerini yazılı olarak gözlemlemiş olan tarihçiler, Göbekli Tepenin tarihi değiştiren önemi karşısında bazı bilgileri tekrar gözden geçirmek zorunda kalmışlardır. An itibariyle Dünya üzerinde yer alan doğal veya insan yapımı yerlerin belirli kesimlerinde dinlerin temelinde bulunan tapınaklarla, ayin bölgeleriyle, kurban vermeye yarayan bölgelerle sık bir şekilde karşılaşılmıştır. Göbekli Tepe ise en eski inanç ve tapınma yeri olarak edinilen bilgilerin de kökten değişmesine vesile olmuştur. Göbekli Tepe Neden Önem Kazandı? Göbekli Tepe ile ilgili 1995 yılında başlatılan ve günümüzde neredeyse tamamı hakkında net bilgiye ulaşılan bölge, an itibariyle en eski tapınak olduğu kesinleşmiş bir bölge olarak tanımlanıyor. Temel kullanım amacı bakımından bir toplumun veya bir coğrafyanın ortak inanışını yaratıcıya yakarma ve ayinler düzenleme gibi faaliyetlerde kullanıldığı öngörülen Göbekli Tepe, tarihteki yerini kalıcı olarak sağlamış bir dinsel faaliyet bölgesidir. Göbekli Tepenin tarihi değiştiren önemi esas alındığında, Şanlu Urfa’nun 15 km kuzey doğusunda yer alan alandaki dünyanın en eski tapınağıyla ilgili verilere ulaşmamızı sağlıyor. An itibariyle Dünya üzerinde adını milyarlarca kişinin duyduğu Stonehenge taşlarından 7500 yıl, Mısır piramitlerinden ise 6000 yıl önce kurulduğu kanısına varılmıştır. Göbekli Tepe ile Mısır Piramitlerinin Farkı: Göbekli Tepe’de bulunan kabartmalı taşların üzerinde hayvan motifleri görülebiliyor. 12000 yıllık bir tarihe sahip olduğu öngörülen tapınağın en önemli özelliği, an itibariyle Anadolu civarlarında nesli tükenmiş olan fakat o dönemde yaygın olan hayvanların kabartmalarda yerini alıyor olmasıdır. Göbekli Tepenin tarihi değiştiren önemi ile ilgili olarak herhangi bir kral mezarı veya anıt değil, tapınak olarak kullanılması en ilgi çeken durumların başında yer alıyor.

    Görülmesi Gereken 10 Muhteşem Yer! DETAY
    Görülmesi Gereken ...

    Seyahat etmeyi sevenlerin mutlaka görmesi gereken yerler vardır ve insan ömründe bir kez olsun bu yerlere gitmesi ve tarihi ve doğa harikalarını görmesi gerekir. Güzel yerler görmek ve seyahat etmek insanın ruhunu dinlendirir. Görülmesi Gereken 10 Muhteşem Yer seyahatlerde öncelik olmalıdır. Dünya Üzerinde Mutlaka Gidilmesi Gereken Yerler Mısır Piramitleri; Yeryüzünde bulunan anıt-kabirlerin en büyükleri ve en eskileri olarak bilinen piramitler herkesin dikkatini çekecek muazzam güzelliktedir. En büyüğü Keops Piramidi “Dünyanın Birinci Harikası” olmaya hak kazanmıştır.   Ürdün Petra Antik Kenti; en etkileyici ve görkemli dünya mirası olan antik kent Dünya’nın 8. Harikasıdır. İnan azminin şekillenmiş hali olan antik kentte kayalar nakış gibi işlenmiştir. Salar de Uyuni (Tuz Gölü); Bolivya’da bulunan göl dünyanın en büyük tuz gölüdür. Her yer tuz ve yağmur yağışıyla yer gök bir olan görüntüsü görülmeye değer güzelliktedir.  Maldivler; Dillere destan güzellikteki yer cennet mekan diye adlandırılıyor. Berrak suları ve suyun üzerinde yaşamı sunan ve mavinin her tonu bulunan maldivler ziyareti en çok olan görülmeye değer güzelliktedir. Kapadokya- Peri Bacaları; Kapadokya’da coğrafi şekillerin oluşumu 60 milyon önce yanardağların lavlarını püskürtmesi, sonucuyla oluşmuş görülecek güzellikteki yerin Türkiye’de oluşu da gurur kaynağıdır. Venedik; 118 adacıktan oluşan Venedik Kuzey İtalya’nın doğusunda bulunuyor. Dar sokakları, kanalları, sandal ve serenatlarıyla aşık olan herkesin görmesi gereken güzelliktedir. Zanzibar Tanzanya; Güzelliğinden ve verimliliğinden dolayı hep hırpalanan, yüzlerce metreye varan medcezirleriyle doğanın kucağında olunacak yer Görülmesi Gereken 10 Muhteşem Yer arasında bulunuyor. Machu Picchu (Peru); İnka antik kenti çokiyi korunarak saklanmış 1983 yılında dünya miras listesine eklenmiş. 1450 yılında inşa ettirilen antik kent mutlaka herkesin görmek isteyeceği güzelliktedir. Tac Mahal; Şah Cihan 14. Çocuğunu doğururken ölen eşine olan aşkını dünyaya kanıtlamak için 21 yıl süren anıt mezarı yaptırmış ve bu esnada imparatorluğunu genişletmekten de yeni ülkeler ele geçirmekten de vazgeçmiştir.  Çin Seddi; 10.000 km uzunluğunda olan çin Seddi dünya harikalarından biridir. Her gün binlerce insanı kendine çeken Çin Seddi Görülmesi Gereken 10 Muhteşem Yer arasındadır.  

    İnci Küpeli Kızın Hikayesi Nedir? DETAY
    İnci Küpeli ...

      Hollandalı ressam Vermeer'in başyapıtı İnci Küpeli Kız, uğrunda romanlar yazılan, filmler çekilen bir hikayeye sahip. Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa'sından sonra dünyada üzerinde en çok konuşulan tablo olan İnci Küpeli Kız, kuzeyin Mona Lisa'sı olarak da biliniyor. Tablonun bu kadar ilgi görmesinin sebepleri Barok sanatın temsilcisi olan Vermeer'in sanattaki tüm ustalığını bu tabloya yansıtması ve tabii İnci Küpeli Kızın hüzünlü hikayesi...     İnci Küpeli Kız Kimdir?    -Usta ressam Johannes Vermeer'e ilham veren inci küpeli kızın kim olduğuna dair net bir bilgi olmamakla beraber, bu kız hakkında anlatılan pek çok rivayet var.    -Bu rivayetlerin içerisinde en güçlü olanı inci küpeli kızın, Johannes Vermeer'in evinde çalışan bir hizmetçi olduğuna dair anlatılan hikayedir.    -Bu hikaye Tracy Chevalier’in İnci Küpeli Kız romanında da aynı şekilde anlatıldığından ve hatta konu hakkında çekilen film de bu romandan uyarlandığından, hikayenin bu şekilde olduğu kabul edilmiştir.    -Hikayeye göre İnci Küpeli Kız, fakir bir ve kalabalık aileden gelmektedir. Kızın babası çalışacak durumda olmadığından ve annesinin yaptığı ufak tefek işler artık yeterli olmadığından anne, kızını bir eve hizmetçilik yapması için gönderir.    -Kızın hizmetçilik yapmaya gittiği ev, ünlü ressam Johannes Vermeer'in evidir.    -Vermeer'in eşi hamile olduğundan evde yeni bir yardımcıya ihtiyaç duyulmuştur. İnci küpeli kız olarak tüm dünyanın tanıyacağı kızın hikayesi, böyle başlar.    Vermeer'in Başyapıtına İlham Veren Kız    -Hizmetçi kız, evde çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra ünlü ressamla tanışır. Çalışma odasına hizmetçilerin girmesinden ve eşyalarını olur olmaz yerlere koymalarından hiç hoşlanmayan Vermeer, yaşı çok genç olan bu yeni hizmetçinin, odasını temizlemesine izin verir.    -Kızın yaptığı işten son derece memnun kalan Vermeer, kısa bir süre sonra bu kızda bir şeyler fark eder.    -Kızın yüzü son derece orantılı ve güzeldir. Yani bir sanat eserinde betimlenmek için uygun bir ifadesi vardır.    -Hizmetçi kızın inci küpeli kız olması, Vermeer'in onu model olarak kullanmasıyla başlar.    Küpenin Sırrı    -Tablonun en önemli detayı olan küpe, yine rivayetlere göre ünlü ressamın eşinin inci küpesidir.    -Ressamın kızın son derece orantılı ve düzgün bulduğu yüzünün daha da öne çıkması için  kullandığı bu inci küpe, aslında tablonun odak noktası.    -Işık ve yansıma ustası olarak bilinen Barok ressam Vermeer'in, 43 yıllık yaşamında yaptığı 35 tablonun en ünlüsü olan İnci Küpeli Kız, tüm bu özellikleriyle başka tablolara da ilham olmuş.  

    Mezopotamyanın Tarihteki Önemi Nedir? DETAY
    Mezopotamyanın ...

    Mezopotamya'nın Tarihteki Önemi Nedir?               Mezopotamya'nın bu denli önemli olması üzerinde yaşayan toplumlardan ve yaşam biçimlerinden gelmektedir. Tarihte pek çok topluluğun yaşadığı Mezopotamya da yaşamış topluluklar hakkında kısaca şunlar söylenebilir:    -Sümerler:               Sümerler, dünya kültür mirasının temelini oluşturmuştur. Sümerlerin tarihi milattan önce 4000 yılına dayanır. Dil, tıp, yazı, astronomi ve matematik ve bu gibi pozitif öğretimin temelini oluşturmanın yanında fal, büyü, din ve mitoloji alanlarının da ilk temellerini oluşturan medeniyettir. Sümerler zamanında Mezopotamya' da; 35 şehir ve kasabanın varlığı bilinmektedir. Sümerlerin varlığı Elamlar tarafından sona ermiş ve milattan önce 2000 yılının başlarında Mezopotamya' da Akad hükümranlığı başlamıştır.    Akadlar:               Sümerler zayıfladıktan sonra Akadlar güçlenmiştir. En belirgin özelliği savaşçı bir topluluk olmasıdır. Sümerlerden sonra Mezopotamya’ ya hakimiyet kurmuşlardır. Mezopotamya’nın medeni olarak gelişmesine öncü olmuştur. Akadlar; Sami kökene sahip olan Asur ve Babil topluluklarına da öncülük etmiştir. Çok tanrılı dini inanca sahiptirler. Zafer anıtını ilk inşa eden topluluktur. Merkezi otoriteye önem veren Akadlar; yönetimi tek merkezden yapmışlardır. Akad ülkesinin Gutiler tarafından işgal edilmesi ile birlikte; yönetim zayıflamış ve milattan önce 2100 yılında Sümerler tarafından tekrar yıkılmıştır.                       Babiller:               Babiller, Sami kökene sahip bir topluluktur. Amurruların öncülüğünde kurulmuştur. Sumu - Abum devletin kurucusudur. Babiller 5. Kralları Hammurabi sayesinde diğer kavimler üzerinde egemenlik kurmuştur. Hititlerin çekilmesi ile birlikte Babil' e, Asurlular egemen olmuştur. Bunun üzerine Medler ile iş birliği yapan Babiller milattan önce 626 yılında Asur' u yenerek bağımsızlığına tekrar kavuşmuştur. 2. Babil Krallığı kurulmuş ancak bu devlete de Persler son vermiştir. Babiller, çok katlı tapınakları ile bilinmektedir. Bu binalara Ziggurat denmektedir. Mezopotamya’nın mimari açıdan en zengin medeniyeti Babillerdir.    Asurlular:               Sami kökenli olan kavim; milattan önce 2100 yılında Arabistan’dan gelip Mezopotamya' ya yerleşmiştir. Devlet ismini kurulduğu Asur kentinden almıştır. Başkenti Ninova'dır. Asurlular Anadolu’ da çok fazla ticaret kolonisi kurmuştur. Asurlu tüccarlar Anadolu’ ya yazıyı getirmişlerdir. Yaptıkları seferler ile bilinen devlet, sınırlarını İran’dan Mısır’a varıncaya kadar genişletmiştir. Milattan önce 625' te İran’ da oldukça güçlenen Med topluluğu, Babiller ile birleşip; Asuru yıkmıştır. Daha sonra devleti aralarında paylaşmışlardır.    Elamlar:               Sami kökenlidirler ve Mezopotamya’nın Güneydoğu bölgesinde hüküm sürmüşlerdir. Başkenti Sus şehridir.    -Sonraları Persler güçlenerek Mezopotamya' da egemenlik kurmuştur.  -Osmanlı hakimiyet kurduktan sonra Mezopotamya, üç vilayete ayrılmıştır. Bunlar; Musul, Bağdat, Basra'dır.  -1. Dünya Savaşı sonrası İngilizlerin eline geçip kısa süre sonra 1920 yılında Irak devleti kurulmuştur. Her dönem de stratejik öneme sahip olmuştur.  

    Dünyanın En Büyük 10 Kütüphanesi DETAY
    Dünyanın En ...

    Dünyanın En Büyük 10 Kütüphanesi               Günümüzde kütüphaneler çok fazla kullanılmasa da, dünyanın farklı yerlerindeki önemli kütüphaneler hala çok fazla ziyaretçi çekmektedir. İnternetin insan hayatına girmesiyle her türlü bilgiye kolayca ulaşmak mümkün hale gelmiştir. Bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmış olan internet, kütüphanelerin müzeye dönüşmesine sebebiyet vermiştir.    Dünyada en büyükler arasında yer alan 10 kütüphane şu şekildedir;    1.Washington Kongre Kütüphanesi               Dünyanın en büyük kütüphanesi niteliği taşıyan Kongre Kütüphanesi, 1800’lü yıllarda kurulmuştur. Kütüphane içeriğinde yaklaşık yüz elli milyon kaynak bulundurmaktadır. Aynı zamanda dünyanın en büyük hukuki belge koleksiyonuna da sahiptir. Kongre kütüphanesinde koleksiyona dahil yaklaşık olarak beş milyon harita ve üç milyona yakın işitsel kayıt bulunmaktadır.    2.Londra İngiliz Kütüphanesi               İngiliz Kütüphanesi Avrupa’nın en büyük kütüphanesidir. Aynı zamanda da en kapsamlı kütüphanesidir. İçeriğinde yaklaşık olarak yüz elli milyon adet kaynak barındırmaktadır. Kütüphane 1973 yılında kurulmuştur. İngiltere ve İrlanda’da çıkmış olan gazetelerin tüm nüshaları bu kütüphanede mevcuttur. Gazeteler 1840 yılından sonrasına aittir.    3.New York Halk Kütüphanesi               New York Halk Kütüphanesi’nde, yaklaşık elli üç milyon kaynak mevcuttur. İzlenme rekorları kıran birçok film bu kütüphanede çekilmiştir. Bunlardan bazıları, Hayalet Avcıları, Örümcek Adam, Zamanda Yolculuk.    4.Moskova Rusya Devlet Kütüphanesi               Kütüphane 1862 yılında kurulmuştur. İçerisinde kırk beş milyona yakın kaynak muhafaza edilmektedir. Dergi, müzik, ses kaydı, harita, farklı dilden farklı kaynaklar barındırmaktadır.    5.Rusya Ulusal Kütüphanesi               Rusya Ulusal Kütüphanesinin kuruluş yılı 1795’tir. Kütüphane otuz altı milyon kaynağa ev sahipliği yapmaktadır. Kütüphanede çokça Osmanlı el yazması eser bulunmaktadır. Osmanlı, antik Yunan ve Arap yazıtlarından oluşan bir de koleksiyon bulunmaktadır.    6.Tokyo Ulusal Diyet Kütüphanesi               Genç kütüphaneler arasında yer alan Tokyo Ulusal Diyet Kütüphanesi 1948 yılında açılmıştır. Otuz beş milyon kaynağa sahiptir. Ayrıcı, Japonya ve birçok ülkeye ait jeolojik, topografik, harita ve tabloları barındıran koleksiyona sahiptir.    7.Paris Fransa Milli Kütüphanesi               Fransa Milli Kütüphanesi Kraliyet Kütüphanesi adı altında 1461’de kurulmuştur. Otuz bir milyon kaynağa sahiptir. Avrupa’nın en zengin kütüphanelerinden biridir. Fransa’da yayınlanmakta olan tüm yayınları bulundurmaktadır. Yunan el yazmalarına sahip bir koleksiyonu vardır.    8.Kopenhag Danimarka Kraliyet Kütüphanesi               Kütüphane, 1648 yılında kurulmuştur. Kurucusu Kral 3.Frederik olmuştur. Kütüphane uzun bir süre kapalı kalmış ve 1793 yılında halkın kullanımına açılmıştır. Kütüphanede otuz milyon kaynak vardır. 17.yy ve sonrasında Danimarka’da basılan tüm eserler bu kütüphanede yer almaktadır. Şark yazmaları koleksiyonuna sahiptir.    9.Pekin Çin Ulusal Kütüphanesi               Asya’nın en kapsamlı kütüphanesidir. Yirmi dokuz milyon kaynağa sahiptir. 1909 yılında Kent Kütüphanesi olarak açılmıştır. Daha sonra Çin devriminin ardından adı değiştirilmiştir. 1928’den sonra Pekin Ulusal Kütüphanesi adını almıştır.    10.Saint Petersburg Rusya Bilimler Akademisi Kütüphanesi               1714 yılında açılan kütüphane, bünyesinde yirmi altı milyon kaynağa ev sahipliği yapmaktadır. Ülkede yayın yapan tüm kurumlar yayınlanan her şeyden bir nüsha kütüphaneye vermek zorundadır.