Giriş Yap Kayıt Ol
TUNÇBİLEK REKLAM | Tunçbilek Reklam
    Kategorisi
    İNTERNETTE REKLAMCILIK DETAY
    İNTERNETTE ...

                             Kağıt Gazeteciliğindeki seri ilancılık şimdi internette bambaşka bir anblayışla ortaya çıkmaktadır. Tabi sorunlarıyla sıkıntılarıyla. Nedir bunlar ? Birincisi internette  reklam işlerinin gazeteye göre  maliyetsiz ve çok kolay olduğunun sanılması, düşünülmesi.  İnternette site yazılımlarının   kodlama dışı pratik  hazır şablonlarla da  hemen yapılabilir olması dolayısıyla çok ucuz ücretlerle internet  sayfalarının yapılmasını yaratmıştır.  Türkiyede intenet kültürünün, bilgisinin  gelişmemiş olması bu sektörde korkunç bir laçkalığı teşvik etmeye başlamıştır. Her işyeri mutlaka bir internet sitesinin olmasını istemektedir. Bu havayı bilen tipler korkuç  bir şekilde sektörde site yapma dolandırıcılığına girişmiş durumdadırlar. Çok basit yöntemlerle internet sayfası yapan kişiler  firmalara yaptıkları göstermelik sayfalardan sonra  aldıkları paralardan sonra ortadan kaybolmaktadırlar. Firmalar sahipsiz duran internet sayfalarıyla şaşkın  bir biçimde ne yapacaklarını bilememektedirler.

    GOOGLE ANALYTİCS KULLANIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ DETAY
    GOOGLE ANALYTİCS ...

    Google Analytics içerisinde tunçbilek Reklam'ın  sıklıkla kullandığı 5 farklı özelliği sizler için inceledik. Google Analytics üzerinden fantastik oranlarda SEO ve pazarlama bilgisini edinmeyi başarmak çok ama çok kolay. Bu yararlı bilgiler sitenizin genel performansını optimize etmek için hangi fırsatların mevcut olduğunu keşfetmenize rahatlıkla destekçi olabilecektir. Etkileşim miktarı bilgileri ya da mutasyon kriterlerine kadar Google Analytics üzerinden kazanılabilecek çok fazla bilgi son kullanıcı için tamamen açık bulunmaktadır. Google Analytics kendi içerisinde barındırdığı bilgiler ile sizin reklam yönetim operasyonlarınızı hızla eyleme dönüştürmek için bekler durumda tutulmaktadır. Fakat Bazı özellikler hemen göz çarparken bazı özellikler ise sizin biraz kurcalamanızı beklemektedir. Hatta bazı durumlarda bazı fonsiyonlar başkaca diğer fonksiyonla ile kullanıldığında çok daha etkili olmaktadır.  İsterseniz önce Google analytics'in özel segmentler bölümüne bakalm;  1. Özel Segmentler nasıl kullanılır? Özel segmentler uzunca bir süredir Google Analytics’in esas bir özelliği olmasına karşın pek çok seo uzmanı bu yapıyı kullanmamakta ısrar etmektedir.   Özel segmentler trafiği kanallara göre, ziyaretçilere göre ve demografik bilgilere göre analiz fırsatı sunabilmektedir ki bu bir işe başlarken temel olarak en önce dikkat etmemiz gereken şeydir. Özel segmentler sitede geçirilen müddet, belli sayfalara yapılan ziyaretler, bir seo amacı bitiren ziyaretçiler, belli bir yerden dolanarak gelen ziyaretçiler ve daha da ötesinde aslında neredeyse her türlü kullanıcı bilgisinden oluşabilmektedir. Segmentleri kullanmak sitenizdeki kullanıcılar hakkında daha fazla bilgi edinmeniz mümkün olmaktadır. Buna ek olarak segmentler kullanıcıların siteniz ile kurdukları etkileşimleri kavramanızı sağlamaktadırlar. Sitede hangi noktalar daha aktif, içerik üretimi ne kadar tabana yayılmış, vb.. Özel segmentleri kullanırken ek kısımlar keşfetmek istiyorsanız ilk ziyaret etkeniz gereken yer Google Analytics’in Kitle natifi olmalıdır. Bu bölüme ulaşmak için  "Kitle" > "İlgi Alanları" > "Genel Bakış" kısmına gitmeniz yeterlidir.  Buraya ulaştıktan sonra ise daha üst seviyede üç katmana ulaşabilirsiniz.  - Yakın İlgi Alanı Kategorileri - Pazardaki Segment - Öteki Kategoriler Bu alanları araştırdıktan sonra daha derine doğru hareket etmek istiyorsanız "Kitle" > "Demografi" sekmesine kliklemeli ve burada "Yaş" ve "Cinsiyet" bilgilerini araştırmalısınız. Bu bilgiler sitenizi ziyaret eden kullanıcıların kim olduklarını anlama mevzusunda size oldukça detaylı şekilde yardımcı olacaktır. Özellikle bazı sektörlerde temel demografik bilgiler ürünün tipine göre en önemli verilerden bir tanesi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Daha sonra "Kitle" > "Genel Bakış" kısmına gelerek "Tüm Seanslar" bilgilerini ele almalısınız. Burada yeni bir segment oluşturmak için "+Yeni Segment Ekle" natifine klikleyerek ilerlemelisiniz. Böylece kullanıcıları kendi aralarında karşılaştırma yoluna gidebilirsiniz. Burada bilgileri 6 ay geriye doğru olacak biçimde araştırabilirsiniz. Bu sizin için kabul edilebilir bir müddet ise bilgileri analize başlayabilir ve kullanıcıları daha iyi kavrayabilirsiniz.   2. Mobil Trafiği Gözlemleme: Mobil trafik her geçen gün değerini artırmaya devam etmektedir. Ancak yalnızca sitedeki mobil trafiği araştırmak yerine mobil ziyaretçilerin sitenizde gerçekleştirdikler hareketleri ya da etkileşimi de her adımda göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. Bunun için alttaki noktaları üşenmeden analiz edip değerlendirmeye almanızı önermekteyiz: Mutlaka mobil takipçi geridönüş rakamını tekil sayfa seviyesinde görüntüleme yoluna gitmelisiniz. Bir mobil segment ilave ederek bunu yapabilirsiniz. Çünkü sitenize bir şekilde ulaşan bir bireyin sitenizden faydalanaıp faydalanmadığını bilmek ana içerik stratejinizin doğruluğunu da test edecektir. Mobilde yer alan hemen çıkma oranını sayfa bazında takip etmelisiniz. Mobil hemen çıkma oranlarının yüksek olduğu sayfalar sizin en önemli sayfalarınızdır. Bu bilgiler tekil sayfalarla alakalı potansiyel problemler hakkında da bilgi sahibi olabilmenize yardımcı olacaktır.  Mobil ve masaüstü hemen çıkma oranı ölçümlerini karşılaştırmak da akıllıca olacaktır.  Aynı sayfa için bunu yapmak, mobil tecrübe ile masaüstü tecrübe arasındaki farklar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayabilecektir. Zira her daim sitenizin mobil uyumlu ibaresini baştan "sitem zaten mükemmel performanslı bakmama gerek yok" diye düşünmek gerçekçi olmayabilir.  3. Site İçi Arama Sıklığı Testi :   Sitenizde bir arama özelliği varsa ziyaretçilerin sitenizi dolaşırken ne aradıklarını çok daha yakından bilmek hem onlar hem de sizin adınıza bir çok fayda yaratabilir . Bu sayede onların neleri arayarak sitenizde daha uzun vakit geçirmeyi planladığını görebilirsiniz. Ek olarak, sitenizde kaç şahsın arama yaptığını da görebileceğinizden sitenizde olanları 1. şık içerisinde anlattığımız yapı ile tekrar değerlendirebilir ve ilerlemeniz yol için başkaca stratejiler geliştirebilirsiniz.  İsterseniz bu konuyu biraz detaylandıralım.  Sitenize gelen ziyaretçilerin büyük bir kısmı sitenizde arama özelliğini kullanıyorsa (ki kullanmayadabilir - bu da başka bir veridir), sitenizin esas gezinti ögelerini gözden geçirerek onlara belli sayfalara daha basit ulaşım olanağı tanımak için yeni kısayollar ya da bölümler oluşturabilirsiniz. Ziyaretçilerin arama bandına girmiş oldukları kelimeler yeni içerik oluşturma mevzusunda mutlaka sizi yönlendirmelidir çünkü tercihin sahibi ziyaretçilerdir ve siz onların isteklerini es geçmemelisiniz. Yani kısaca ziyaretçiler kesintisiz olarak sitede yer almayan bir içerikle ilgili veri araması yapıyorsa hemen bu cins bir içerik paketi oluşturarak onlara hitap etmeye çalışmalısınız.bu nokta diğer bütün başlıklar ile de geçerlidir ve mutlaka uygulanması için uzun vadeli projelendirme gerekmektedir.  Bir kullanıcıları sık sık belli mahsul veya hizmetle alakalı arama yapıyorsa bu vaziyette onu ana sayfaya doğru çıkarmalı veya onu esas gezinti ögelerinin içerisinde kullanma yoluna giderek ulaşımını basit hale getirmelisiniz.   4. Hemen Çıkma Oranına "ÖZELLİKLE" Dikkat Etme: Bir sitenin hemen çıkma oranı, siteyi ziyaret eden ve ardından bir sayfayı görüntüledikten sonra detaylarına göz atmaya devam edern bireylerin yüzdesi ile ifade edilmektedir. Yüksek yani hızla hemen çıkma oranları her zaman kullanıcı tecrübesinin sürekli olduğunu göstermeyebilir. Ancak hemen çıkma oranının yüksek olması ziyaretçilerin sitede aradıklarını bulamadıklarının oldukça önemli bir göstergesi olarak görülmelidir. Eğer bu durum çok ciddi oranda yüksek ise iş seo kısmı içerisinde değil; sitenin genel içerik stratejisi ile alakalıdır ki bu bazı şeylerin en baştan düşünülmesine yol açmalıdır. diğer bir örnek vermek gerekir ise siteniz uzun kuyruklu bir niş terim için yüksek sıralamaya sahip olabilir. Ancak sitenize gelen birey hazırlamış olduğunuz içerikten memnuniyet duymazsa doğal olarak hemen sitenizi sık kullanılanlara kaydetmeden çıkacaktır.  Bir sitenin hızla terkedilme sebepleri sadece içerik de olmayabilir:  tasarımı veya cılız bir kullanıcı arayüzüne ve kullanıcı tecrübesine sahip bir site doğal olarak kullanıcısın hemen çıkma oranının yüksek olmasına neden olabilecektir. Google Analytics’teki zaman dilimini ayarlarken  siteden hemen ayrılma oranlarını farklı zaman periodlarına göre değerlendirmekte de fayda vardır. Çünkü bazen bazı siteler yılın bazı dönemlerinde konuları gereği içeriklerine daha rahat ulaşabilir. Bazı istelerse bazı dönemlerde daha az içerik üretebilir. tabi bu içerik üretimi sadece sayı üzerinden değil nitelik üzerinden de değerlendirilmelidir. Bilgileri üç aylık - altı aylık ya da sadece aylık periyotlarla araştırarak sitenizin göstermiş olduğu performansı ve yaptığınız farklılıkların ne derece etkin olabildiğini çok daha net bir şekilde gözlemleyebilirsiniz.   5. "Mutasyona" Göre En İyi Sayfaları Tespit Etme: Her sayfanın fertsel sayfa performansını ve mutasyon kıymetlerini kavramak siteniz hakkında hayli fazla bilgiye sahip olmanıza destekçi olabilecektir. "Tutum" > "Site İçeriği" > "Açılış Sayfaları" kısmına gidip aylık, üç aylık veya senelik olarak bilgileri analize başlamalısınız. Tüm bilgileri karşılaştırmak için uygun zaman aralıklarını seçtikten sonra bilgilerle alakalı daha net bir görünüme sahip olabilirsiniz. Her sayfanın öncelikli olarak negatif meyillere göz atmanız gerekmektedir. Belli bir sayfada gözle görülür performans gedikleri bulunuyorsa muhtemelen sayfa içerisinde başkaca problemler bulunmaktadır. Bununla beraber, birkaç sayfaya dağılmış bir negatif bir takipçi meyili bulunmaktaysa sitenizde bazı yazılım temelli problemler de yaşanıyor olabilir. Sitenizin kıymetlerini (yazılı ve görsel içeriklerini) tam anlamıyla denetledikten sonra   sitenizin teknik tahlilini raporlamalı; bir mesele olup olmadığını tespit etmeli ve eğer bir hata varsa sitenin genelinde de bu durumu gözlemlemelisiniz. 

    TAM HİZMET AJANSI DENDİĞİNDE NE KASTEDİLİYOR? DETAY
    TAM HİZMET AJANSI ...

    Bütüncül Hizmet Sağlayan Reklam Ajansıları Neyi Nasıl Yapar?     Reklam çalışmaları için hizmet sunan muhtelif işletmeler bulunmaktadır. Kendi sektörlerinde farklı hizmetler ya da ürünler üreten  işletmeler için, muhtelif reklam kanalları üzerinden reklam kurguları oluşturulmaktadır. Alıcılara iyi hizmeti süratli ve nitelikli olarak sunmak reklam ajanslarının esas niyetleri arasında yer almaktadır. Tam hizmet ajansları gelişen teknoloji çerçevesinden birden fazla mecra üzerinde hizmet tasarlayarak bu hizmetleri farklı hizmet kanallarına doğru şekilde yerleştirme görevini yerine getirirler. Bu ajanslar aynı zamanda halkla ilişkiler kurumu olarak da hizmet göstermeye başlamış ve özellikle google, yandex, youtube gibi farklı mecralarda müşterilerinin tüketiciler ile ilişkilerini düzenlemeye de başlamışlardır.    Tunçbilek Reklam örneğinde olduğu gibi tam hizmet ajansı olarak hizmet veren ajansların ürettikleri temel hizmetler şu şekilde listelenebilir:   Medya Satın Alma: Medya satın alma alıcılar için, ilk etapta en uygun alanda en efektif sunumun hangi mecrada olduğunu bulmak ile başlar. Akabinde yapmış olduğu incelemeler neticesinde en uygun satın alma harekâtının hangisi olduğu mevzusunda en yüksek tesir (ppv ya da cpv) için operasyon - satın alma yapılır. Sektörel kimlik içerisinde özellikle sahada yeni işe başlamış olan teşebbüsçüler tarafından sıklıkla sorulan suallerin başında, Medya Satın Alma Nedir ? Nasıl gerçekleştirilir? sorusu gelmektedir. Şirketlerin reklam ajansları ile irtibatlarını sağlayan bir müşteri popülasyonuyla ilişki düzenleme hizmetidir.  Alakalı sektör içinde özellikle henüz bir yeni bir kurumsal düzenleme aşamasında olan medya satın almanın işletmelere göre spektrum - yelpaze yaratan muhtelif hizmetleri bulunmaktadır. Bunların başında reklam ajansının müşterisi pozisyonunda olan markaların reklamlarını bütün olarak nerelere, ne miktarda harcamalar ile yer vereceğinin kararının verilmesidir. Örnek vermek gerekir ise piyasaya yeni çıkarılmış bir mahsul var. Bu mahsulün reklamlarının hangi prodüksiyon firmasına yaptırılacağının idraki de bu hizmet alanı içerisinde yer labilir ve hatta oldukça da önemlidir.  Buna göre medya satın almanın ilk maksadı bütçe ayarlaması yapmak ve  çalıştığı işletmelerin her alanda yüksek oranda kar elde etmesini sağlamaktır.   Tam hizmet ajansları, İsminde geçen satın alma opsiyonlarını kullanarak şirketlerin her yıl daha fazla fayda elde etmesinin alt yapısını da oluştururlar. Bir mahsulün hangi pazarda daha yoğun işleyişe, hangi TV kanalında daha fazla reklama gereksinim duyabileceğinin tanımlanması (bu mecra youtube da olabilr..) ve raporlar halinde sunulması da profesyonel olarak medya satın alma firmalarının hizmetleri arasında yer almalıdır. Medya satın alma firmaları bütçe ayarlarından mesul olduğu için tanıtılması için ellerine verilen bir ürün ya da hizmet tipinin ne kadar teknik düzenleye tabi tutulacağına da doğrudan karar verebilir.   Ancak bu tamamen arz istikametinde ek bir iş olarak lanse edilmektedir ki bazen doğru bazen de yanlıştır çünkü bazı hizmetler ek hizmet bedeli alınarak yapılmamalıdır. Günümüzde her geçen gün rakamları çoğalacak biçimde alanında uzman satın alım takımları sektörde yer edinmeye başlamıştır. Bu takımlarla çalışmak (tabi kurumsal ve iyi niyetli olduğunu varsayar isek) imal, reklam ve bütçe gibi hayati mevzularda daha profesyonel adımlar atılmasının önünü açmaktadır. Doğrudan doğruya bütçeyi ve ekonomik tabanı ilgilendirdiği için medya satın almaların en büyük avantaj müşteri firmaya sağlayacakları en ucuza en etkili mecrayı satın alabilmektir. Yani bu alanda hizmetler sunan işletmelerle çalışmak; firmalar için,  senelik ekonomik bilançolarının düzenlenmesi ve daha yararlı bir biçimde günden güne sihrime oranlarını elde etmesi anlamına gelmektedir. Reklam alanında profesyonel geçmişe sahip olduklarından satın alma yaptıkları firmalardan daha az bütçe ile daha çok tanıtım elde edebilmektedirler.   Yaratıcı Kurumsal  Kimlik Tasarımı   Kurumsal pazarlama sürecini oluşturan sistemler gereği artık özgür rekabet içinde aktif ve orjinal kalmak isteyen her şirketin bir kurumsal katalog bütününe ihtiyacı olmaktadır.  Sistemli bir biçimde oluşturulan kurumsal kimlik onlarca parçadan oluşabilir. bu parçalar arasında fatura tasarımından tutun da kupa tasarımına kadar çok çeşitli başlıklar bulunabilir.   Piyasa içerisine bakıldığında her büyük markanın kendine özel bir rengi olduğu görülmektedir. Bu, o markanın ana rengini oluşturmaktadır. Bundan sonra açılan her şubede, sisteme sunulan her yeni hizmet ya da üründe o rengin ana akım renk olarak kullanıldığı görülmektedir. Kurumsal broşür tasarımını oluşturan ana unsurlardan bir diğeri de slogandır. Sloganlar değişik zaman aralıklarında değiştiriliyor olsa da her markanın ömür boyu süren ve ismi ile özdeşleşen bir ana mottosu ya da bir başka deyiş ile bir ana sloganı bulunmalıdır. Slogan ve buna ek olarak kurumsal renk içerik ve üslup olarakkurumsal kimliğin oluşturulmasında ana noktalar olarak görülmelidir. Bunlara ek olarakm kurumsal kimlik tasarımı hizmeti veren tam hizmet ajansları bu renk ve sloganları muhtelif vasıta ve gereçlere de en verimli bir biçimde uygulamaktadır. Bu araçların bir diğeri de  kartvizittir. Kartvizit markanın ana rengi ile basıldığı gibi alt kısımlarında markanın ismi ile uyumluluk gösterecek şekilde sloganı da yazılabilmektedir.    Dijital Reklam:   Herkesin en az bir sosyal medya hesabına sahip olduğu günümüzde dijital reklam vermenin en önemli konu başlığı olarak görülmesi gerekmektedir.   Aynı zamanda tamamen sanal bir camia içerisinde yer aldığı için reklam için özel ayrılmış web sitesi - sosyal medya sitelerinde her zaman köşelerde video, resim ya da yazı gibi reklam unsurlarını yayınlatmak herm artık çok daha az maliyetli hem de çok daha fazla etkilir. Dijital reklamın diğer durumu ise süreklilik göstererek sık sık terarlanabilir bir yapıda olabilmesidir. Kağıda baskı yapmakta ısrar eden medya araçlarında (özellikle dergilerde) reklam veren firmanın reklamı bütün bir sayfada yer alsa bir reklama bir kere bakılmaktadır. Ancak yenilenen bir dijital sosyal medya sayfasında ise bir birey, günde belkide onlarca kez aynı reklamın değişik versiyonlarını görecektir.  Bu da verilen reklamın sadece reklam konusunda değil; markanın adının akıllarda daha kalıcı şekilde yer almasını sağlamaktadır. Günümüzde google, yandex, youtube, facebook, instagram, twitter, tumblr, linked in gibi sosyal medya ağları neredeyse bütün büyük reklam kanallarının yerine geçmekte ve önümüzdeki onyılarda da yerlerini koruyacak gibi gözükmektedir. 

    HANGİ SEO NASIL YAPILIR? MOBİL SEO İLE MASAÜSTÜ SEO FARKLARI NELERDİR? DETAY
    HANGİ SEO NASIL ...

    Mobil ve Masaüstü SEO: Birbirlerinden ne kadar farklıdır? Mobil SEO her geçen gün çok daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Bununla beraber bu alanda çalışan seo uzmanlarının masaüstü SEO çalışmaları kadar mobil SEO çalışmalarına da gündemlerine alarak çalışması gerekmektedir. Peki, birisi için yapılan bir çalışma öbürüne tesir edemez mi? Normal şartlarda evet etkin olmasını beklersiniz ama her şey göründüğü kadar kolay olmayabilir. İyi ve zengin bir içeriğin standart SEO önşartları, doğal yani bir anlamda organik link portföyü ve semantik anahtar kelime iyileştirmeleri her iki çalışma grubu için de çok ama çok önemli görülmelidir. Ancak konumuz yanımızda taşıayabildiğimiz iletişim araçları olduğunda düşünülmesi gereken değişik unsurlar da bulunmaktadır. Örnek vermek gerekir ise mahallî listeleme iyileştirmeleri, Apple ve Google Haritalar, Sesli arama ve mobil site varlığı hareket halinde olan bir kullanıcı için bambaşka ihtiyaçların olduğunu göstermektedir.   Mahallî Listeleme İyileştirmeleri Mahallî listeleme mevzusunda bugüne kadar çok şey dinlemiş olabilirsiniz. Ancak, mobil üzerinden arama yaptığınız zaman vaziyetin ne olduğunu daha net kavrayabilirsiniz. Mobil aramalarda üst kısımlarda yer alan sitelerin her birisi mahallî listeleme iyileştirmelerini içselleştirmi yani özümsemiş demektir. Mahallî listeleme iyileştirmeleri tekniğini kullanmak özellikle düşük rekabet yoğunluğuna sahip olan şirketler için büyük bir avantajdır. Zira bu şekilde yapılan harcamalar dramatik şekilde düşmektedir.  Mobil arama neticelerini yabana atmamalısını çünkü her geçen gün insanlar dolaşırken karşılaştıkları internet reklamlarına daha çok ilgi göstermektedir. Mobil aramalarda üst sıralarda yer almak her açıdan firmanıza ve markanıza avantaj sağlayacaktır. Son dönemlerd mahallî listeleme ve mahallî SEO tasarımı konusunda ihtiyaçların çeşitlenerek çoğalmasının  esas sebebi tamamen bu avantajdan yararlanabilmektir. Apple ve Google Haritalar: Dünyanın mobil alanda en çok kullanılan işletim sistemlerinden ikisi iOS ve Android’in harita uygulamalarını kesinlikle değerlendirmeniz gerekir. Her geçen gün çoğalan mobil aygıt kullanma oranı, insanların mobil aramaları ön tasarıya çıkarmaları ve mekanları bile haritalar üzerinden görüntülemeye çalışmaları sizin için bir fırsattır. Mahallî iyileştirmelerin yanında Apple ve Google tarafından sunulan harita hizmetlerinde iyileştirmeler mutlaka hem firmaların hem de seo desteği sağlayan profesyonellerin üzerinde durması gereken konulardan biri olarak durmaktadır. Firmaların büyük bir kısmı Google Haritalar mevzusunda iyileştirmeleri yerine getirseler dahi Apple Haritalar mevzusunda pek bir atılım gerçekleştirmeyi şu ana kadar başaramamışlardır. Bunu avantaja çevirmek için her iki hizmet için de zorunlu çalışmaları yapmanız gerekmektedir. Sesli Arama: iOS ve Android platformlarında yer alan sesli arama özelliklerinin artık işe yaramaya başladığını düşünebilirsiniz. Belki bunları hiç kullanmamış da olabilirsiniz ama kullanıcılara zahmetsiz bir şekilde arama yaptırabilmek önümüzdeki senelerde daha fazla ehemmiyet kazanacak bir gidişattır. Kullanım istatistiklerine bakıldığında firmaların çıkarttığı yeni dil destekleri ve hatta eski aktif dil desteklerine eklenen bir çok yeni özellik bu uygulama biçimini her geçen gün daha cazip kılmaktadır. Sesli aramalar için sitenizi iyileştirmek ve buna tam anlamıyla uyacak SEO çalışmaları yapabilmek için gayret göstermelisiniz. Gün geçtikçe çoğalış gösteren sesli aramalardan yararlanmak için  kolları sıvamalı ve harekete geçmelisiniz. Mobil Site Varlığı: Mobil aygıtların kullanımının çoğalması, mobil aramaların yükselmesi ve mobil mutasyonların ehemmiyet kazanması gibi hususları sayısız defa duymuş olabilirsiniz. Minik bir firmaya sahip olsanız bile mobil site ile kurumsal varlığınızı ortaya koymalısınız. Mevcut gidişatta pek çok firma fotoğrafı sitelerini mobil geçimli hale dönüştürmek mevzusunda atılım yapmamaktadır. Minik bir şirket dahi olsanız mobil geçimli site mevzusunda cesaretli davranmalısınız. Bu hem rakipleriniz ile olan rekabetinizi etkileyecektir hem de mobil aramalar mevzusunda size büyük kolaylık sağlayacaktır. Arama motoru devi Google, mobile geçmiş olmayı bir sıralama etkeni olarak kabul etmektedir. Mobil geçimi olmayan sitelerin büyük bir kısmı arama neticelerinde geri sıralamalara - listelere atılmakta, mobil geçimli siteler ön sıralarda rahatlıla yerlerini korumaktadır. Bu çeşitlilik içerisinde ortaya çıkan avantajlardan yararlanmak için firmanıza ait sitenin kesinlikle mobil geçimli olmasına itina göstermelisiniz. Peki bu durumda siz ne dersiniz? : Mobil SEO gerçekten masaüstü SEO çalışmalarından çok mu farklıdır?  Bize kalırsa bu sorunun yanıtı kesinlikle ve kesinlike evet olmalıdır.  Artık masaüstü SEO çalışmaları kadar mobil SEO çalışmalarına da önemsemelisiniz. Aramalardaki varlığınızı yükseltmek için ekstra gayret göstermelisiniz. bu açıdan bakıldığında yakın gelecekte Youtube'un mobil angajmanı üzerindeki etkisinin de artacağını bilerek Yourube için görsel editöryal hazırlamanın da zamanla daha büyük öneme sahip olacağını düşünmekteyiz. 

    Stratejik Tasarım ve Kobiler DETAY
    Stratejik Tasarım ...

    Stratejik Tasarım ve Kobiler: Rastgele bir şirketin piyasa şartlarında başarılı olabilmesinin ön şartı stratejik kurgunun doğru yönetilmesidir. KOBI’ler için stratejik kurguda sekiz esas adımı öne çıkmaktadır. İşin en özgün tarifi yapılmalıdır. Bir yatırımcı işinin sarih tasvirini yaptığında, ileriye dönük gayelerini daha anlaşılabilir ve uygulanabilir şekilde tanımlayabilecektir. İşin tarifinde ele alınan nokta, yalnızca üretilen mahsul değildir. Aynı zamanda mahsulün cinsi, alıcıların kimliği, pazarda kastedilen imaj yani marka değeri, alıcıların hangi temel ihtiyaç gruplarının karşılanacağı ve ne cins metodların sahada kullanılacağı gibi mevzulardır. Bir şirketin varlığının esası, mülk ya da hizmet sunduğu alıcı kitlesi - müşterileridir. bu noktada en önemli nokta, onların markaya olan inancını sürükleyebilmek için, aynı mahsulü sunan diğer firmalardan farklı olan sunumların yaratılması ve bu sunumların avantajlarının doğru şekilde anlatılabilmesidir. Akdikeni kitlenin tahlilinde; – Mahsulünüzün alıcısı kimdir? – Alıcılarınızın yaşı, kazanç seviyeyi, alışveriş özellikleri ve oturdukları mahalle gibi genel özellikleri nelerdir? – Sizin mahsulünüzü neden seçim ediyorlar? – Şirketinize bağlılığı ne miktardadır? – Satışlarınızdaki çoğalış ya da eksilmelere neden olan etmenler nelerdir? – Pazarda bariz bir akdikeni grubu var mıdır? gibi sualler yanıtlanmalıdır. Pazar etkenlerinin analizi yapılmalıdır. Böyle bir pazar araştırması, pazarda yaratılabilecek maliyetlerden ve risklerden anında haberdar olabilmeyi sağlayacaktır. Hedef pazarda faydalanılabilecek fırsatlar arasında bir öncelik sıralaması yaparak mümkün tehditlere karşı da hazırlıklı olunabilir. Farklı tipte ekonomik krizler, yeni yasalar, faiz oranlarındaki dengesizlikler, yeni rakip işletmelerin yeni metodlar kullanarak ortaya çıkışı, teknolojik büyümeler - kırılmalar, hassas pazar dedektörleri kullanılarak hızla bilebilirler. Ancak bu şekilde hakimiyet edilebilir bir dizi değişken belirlenip, bunlara müdahale edilebilirse işletmenin pazardaki rekabet fırsatları olacaktır. Mutlaka Firmanın en avantajlı olduğu ve en zaafiyet gösterebilecek yanları tanımlanmalıdır (Kısaca SWAT analizi) Böyle bir değerlendirme yapılması, personel, maliyet, mahsul, pazar, mahsul geliştirme ve organizasyonla alakalı mevzularda, yatırımcının işiyle alakalı daha ayakları yere basan bir perspektife sahip olmasını sağlar. Bu yüzden de rakiplerin incelemesi  sürekli oalrak yapılmalıdır. Hiç bir şirket pazarda yalnız değildir. sizinkine benzer mahsul ve servisi sunan şirketlerden kesintisiz daha iyi olabilmek, kendi iç analizini yapmanın yanısıra rakiplerin de detaylı tomografisini çekmekle mümkün olabilir.  Rakipler şu anda ne yapmaktalar, ne yapabilirler, sebepleri ne olabilir, onların tehlikeye sebep verebilecek tutumları ve sahip oldukları stratejik kıymetleri nelerdir? Bunların gözlemlenmesiyle ortaya çıkacak olan rakip eksiklikleri avantajlar yaratılabilecek, eforlu ve galibiyetli yanlarından ise misal alınacaktır. Devamında firmanın gelecek ile ilgili  emel ve niyetleri tanımlanmalıdır. Genel emellerin ve amaçların tanımlanması bir idareyiciye genel emeller istikametinde kısa vadeli emeller tanımlama imkanı - hareket alanı verebileceği gibi, rakip firmanın performansını değerlendirme fırsatı da sağlayacaktır. Genel emeller, karlılık, faydalılık, sihrime, tesirlilik, pazarda prestij sahibi olma, parasal kaynaklar, teşkilatsal - bürokratik yapı, fiziksel - görünür olanaklar, çalışanların refahı ve cemiyetsel mesullük gibi mevzuları içerir. İyi tanımlanmış emeller; spesifik, ölçülebilir, erişilebilir, reelci, harekete geçirici, zamanı belirtilmiş ve yazılı olmalıdır. Emellerin tanımlanması düzeyinde bir alt grubun ve çalışanların bu sürece katılması, emellere teşkilat çalışanlarının daha basit erişilmesini sağlayacaktır. Uygun taktikler doğru aşamalarda devreye sokulmalıdır. Bir şirket kendisinin ve rakiplerinin incelemesini yaptıktan sonra stratejik görüşlerini değerlendirmeli ve işin geleceği için planlanan sonuçlara erişebilmek için yeni bir tasarım ortaya koymalıdır.  Strateji, şirketin ölçülmüş - biçilmiş emellerine erişebilmek için, idarenin tasarladığı aksiyonlar bütünüe verilen addır. Stratejik tasarım bir kez karar alındıktan sonra hızla uygulamaya geçilmelidir. Şirket idareyicisi de, stratejik tasarımını, günlük işler esasında uygulamaya dönüştürmekle yükümlüdür. Stratejik tasarıyı, uygulama alanlarında gerçeğe dönüştürmek için, tasarının istikametini yansıtan siyasetler, prosedürler ve bütçeler oluşturulmalıdır. Tasarının uygulanması noktasında denetim şarttır. Her yönetici denetleme işlevini taktik liderlik kapasitesiyle yoğurmalıdır. Firmanın emellerini de kapsayan stratejik tasarım süreci reelleştirilip, strateji oluşturulduktan sonra işleyişin tanımlanan tasarı istikametinde olup olmadığının denetlenmesi de iç denetim birimlerinin çalışmalarıyla kontrol edilmelidir. Muhasebe kayıtları, yapım, satışlar, stok ve diğer operasyon kayıtları bir idareyicinin tasarılamaya uygun bir gidiş olup olmadığını denetleyebilmesi için dikkat etmesi gerkeen ana başlıklardır. 

    EKONOMİK GERÇEKLER ÜZERİNE KISA BİR TAHLİL DETAY
    EKONOMİK ...

    EKONOMİK GERÇEKLER  ÜZERİNE KISACIK BİR TAHLİL Ekonomi, kıt kaynakları sosuz istekler karşısında faydalı olarak dağıtabilme bilimidir. Bereketlilik bir mantık kurgusunun tüm halk tabanında kabulüdür.  Mana da rasyo kökünden türemiş bir kazançtır. Başka Bir Deyişle anlamlı insan rasyoneldir ya da rasyonel kabul edilir. Ebedi istekler ise içgüdü ve duygularımızın güdüleridir ve çoğunlukla insanın açlıkları rasyonalitesiniz azaltır. Donah Zohar, Quantum Hafıza isimli kitabında insanın gerçekliğinde anlamlı eylemlerde bulunmadığımızdan, yaptıklarımız için sürekli otomatik anlamlar inşaa ettiğimizi söylemektedir.  Demek ki biz ebedi isteklerimiz için ortaya koyduğumuz tavırları akla ya da fikre uyacak etik gerçeklikler haline getirmeye çalışmıyoruz, ama ne yaptıysak yaptığımızın rasyonel olduğunu iddia ediyoruz.  İnsan işte.. Demek ki ekonomi bilimi, insan etmeni işin içine girdiği için, sanılanın aksine ve hatta sıklıkla bilinenlerin tam tersi yönünde hareket ederek işliyor.  İşte bu sebepledir ki ekonominin kudretli kurmayları;  birbirleriyle tartıştıklarında çoğunlukla mevzu ne olursa olsun taban tabana ters öngörülerde bulunmaktan çekinmiyorlar. Hadise ne olursa olsun bütün hepsi  sonuçlandıktan sonra, fotoğrafın, bütününü değil de, işlerine geldiği gibi bütünün "taraflı" parçasını göstererek, doğru öngörülerde bulunduklarını anlatıyorlar. Başka Bir deyişle evvel yaparlar sonra anlamını üretirler. Tabi hayat dediğimiz süreç içerisinde gerçeklerden kopmak adına sürekli icat yaratmak çok mümkün olamıyor.. Birileri mutlaka bunu farkediyor. Biz de rasyonal olmayan bir denizin dalgaları içersinde çekilir durur halde kalarak bu yaratılan gerçekler ile yüzyüze kalmak zorunda kalıyoruz. . Biz buna ekonominin  iniş çıkış yarıyılları deriz, vesaire. ama ipin inceldiği yerde de ekonomistlerin yaptığı en rasyonel iş kaynaklar iyice kıtlaştığında savaş çıkartmaktır!  Belki de yapabileceğimiz en anlamlı hareket Konfiçyus’un  belirttiği gibi gibi bu rasyonel olmayan dalgalar güzergahında yüzerek, denize karşı çıkmamak olacaktır. Yalnız denizin ne zaman hangi istikamete doğru aktığını nasıl öğreneceğiz?  Öğrenmiyorsanız ekonomi bilimine bakın o size yol gösterecektir! Aslında anlattığımız şey kısaca kısır döngü. Unutmayın; sadece ve sadece gerçekleri yadırgamadığımızda güzel günler hızla bizi kucaklayacak. Hayal perilerinin yelkenlerimizi şişirmesi sadece masallarda gerçek olabilir..   Sağlıcakla kalın.

    LİDERLİĞİN KARANLIK KORİDORLARI DETAY
    LİDERLİĞİN ...

    Bize ziya bolca kucakla getir. Düştüysen çevreyi görmemendendir.. Tevfik Fikret İnsan kaynakları disiplininde genellikle idareyiciler ve astlar arasındaki ilişkilerden ve meselelerden bahsedilir. Yönetim katının kendi içinde ilişkilerden konuşduğu pek vaki değildir. Hele hele bu ilişkilerin negatif olma gidişatında, neticelerinin işletme çalışanlarına nasıl yansıdığı mevzusu ise, bugüne kadar sanki tabu olarak kalmıştır. Alttaki hikayede bu mevzuya değinilmeye çalışılmış, son yorum asıl yaşamda eş gidişatları yaşamış ve yaşamakta olanlara vazgeçilmiştir. GÜÇ KÖY “Güç Köy”, yararlı topraklar üzerinde, uçsuz bucaksız pirinç tarlalarıyla tanınan, yörenin en daha önceki köylerinden birisiydi. Köylünün tek uyum kaynağı olan bu pirinç tarlaları, çok uzaklardan köye suyu getiren sulama kanalları ile beslenirdi. Köylü her sene bu tarlalarda ailece mahsule çıkar, buradan kazandığı parayla kıt kanı uyumunu sağlardı. Hacı amca, “Güç Köy”şan ikinci idareyicisiydi. Kendisi köylünün beğendiği, görmüş geçirmiş, senelerin kurdu sayılabilecek ve güzel sohbet birisiydi. Köyün birinci idareyicisine galibiyetsiz olduğu bahanesiyle merkezi yönet tarafından, kısa bir müddet evvel işten el sürükletilmişti. Zira köyün vaziyeti makûs sayılırdı. Pirinç tarlalarının su kaynakları kurumaya surat yakalamış, suları taşıyan kanallar çürümüş, virane haline gelmiş, tüm bu meselelere bir takat bulunamamıştı. Köylü ise elinde avucunda ne varsa harcamış, artık idareyicilerin eline bakmaktaydı. Yönetenler  de vaziyetten haberdar olduğu için, -artık hangi düşünceyle bilinmeyen, herhalde Hacı amcaya takviye olsun diye- üç idareyici daha göndermişti “Güç Köy”e. İnsanların amaçları alınlarında yazmıyor ya, bu üç idareyici de sözleşmişler sanki, üç eşkıyalar olup çıkmışlar, kazanç gelmez Hacı amcaya karşı cephe almışlardı. Hacı amcanın daha önceki hoş günleri yoktu artık. Her gün bir başka neden suratından, üç eşkıyalarla tartışıyordu. İşler giderek o ebada vardı ki, kuruyan tarlaları, çürüyen su kanallarını düşünen kimse yoktu artık. Her gün tartışılan yalnızca, “köyün neresi, kimin mesullüğünde olmalı?” sualinin cevabı idi. Sonunda Hacı amca sanki darıldı, elini eteğini işlerden çekti. Yalnızca önüne konan belgelerle ilgilenmeye başladı. Sanki bir şeyleri umuyor ve ısrarla bekliyordu. Ama neyi beklediğini de kimseye söylemiyordu. Üç eşkıyalar ise artık tarlaların ve kanalların mesullüğünü ellerine almışlardı. Ancak hemen ardından unuttukları bir asılla da yüzyüze geldiler. Bu işi öğrenmiyorlardı. Mertliklerine de toz kondurmayıp, bir şeyler yapmaya çabalıyorlar fakat çabaladıkça da durumu iyice batırıyorlardı. Öncelikle kanalları tamir etmek gerekiyordu. Nasıl tamir edeceklerini öğrenmedikleri için, yarım yamalak bir şeyler yaptılar, olmadı. Böyle olunca da herşeyi bir kalemde silip, sıfırdan yeni kanallar kazmayı düşündüler. Ancak ne yeterli paraları vardı ne de taakatleri.. Sonra kanalları vazgeçip, kuruyan su kaynaklarını iyileştirmeye çalıştılar. Suyu zati eksilmiş kuyulara toprak kaçırıp, iyice kuruttular, suyuna pislediler. Köylünün tasayı, artık başında kimin bulunduğu değildi. O yalnızca tarlalarından bir an evvel mahsul alabilmek istiyordu. Hakikatinde yönet de bunu istiyordu. Köylü evvel üç eşkıyaları dinledi. Baktı olacak gibi değil, Hacı amcaya dilen yakar oldu. Bu kanalları onarmasını, kuyuları daha derine açmasını bir o öğreniyordu. Bizzat yapmasa dahi en azından “ben de bu işte varım” diyebilirdi. Etraf köylerden tanıdıklarını da bu "rezaleti" çözmek için çağırabilirdi. Fakat hacı amca köyün daha önceki günlerine kavuşması için hiç elini uzatmadı, kendi kabuğuna çekildi, köyün ehemmiyetsiz meseleleriyle ilgilendi, ya da ilgilenir gözüktü. Belirli ki üç eşkıyalar onu çok üzmüşlerdi. Yöneticinin, üç eşkıyaların Hacı amcayı üzdüğünden, Hacı amcanın da onların bireyinde köyün meselelerine küstüğünden haberi var mıydı, asla bilemeyeceğiz. Olsa ne şekilde tasalanırdı, onu da öğrenemiyoruz. Bildiğimiz, bu vaziyetin uzunca bir müddet böyle devam ettiği. Bu hikaye, değişik yer ve isimler altında, gerçekten yaşanmıştır. Şimdi, adları bir de siz değiştirin. “Güç Köy”şan yerine bir işletme, Hacı amcanın yerine de bir lideri ya da bizzat kendinizi koyun. Ve durup, düşünün. Kaçınızın başından yukarıyadaki gibi bir hikaye geçti? Kaçınız Hacı amca gibi davrandınız? Başınızda ya da yanınızda, sizinle aynı işi paylaşan ve işten kavramayan insanlarla karşılaştığınızda ne yaptınız? Vazgeçip sendelemesini mi beklediniz, yoksa takviyeci olup, “köyünüzün birincil faydalarını” mi düşündünüz? Ve bu şartlarda işinizi ne kadar sürdürebildiniz? Mutlaka hikayenin sonunu merak etmişsinizdir. Bu işi ellerine yüzlerine bulaştırmadan yapamacakları artık açık şekilde belirli olan üç eşkıyalar, bir sabah yönetici  tarafından işten alındılar yani işten el çektirildiler.. Hem de üç eşkiya aynı gün içerisinde. Yaşlı hacı amca artık eskiden olduğu gibi asıl yönetici olmuştu. O ve tüm hemşerileri artık çok mutluydu..  Her hikaye bu şekilde mutlu bitmese de kalbimizden bu şekilde mutlu sonlar geçmekte. Kim ne kadar kırıldı, kim eski işini tekrar aynı hevesle yapabilir mi bu başka bir hikayenin konusu..   Sağlıcakla kalınız..

    Yeniden Yapılanma Nasıl Yönetilmelidir? DETAY
    Yeniden Yapılanma ...

    Alttaki başlıklardan hangisinde daha çok dejavu yaşıyorsanız, o alanda sıfırdan yapılanma çalışmalarını gerçekleştirme lüzumunuz olabilir. Minik ve kolay ihtiyatlarla, maliyetli ve ağır rehabilitasyonların önüne geçebilirsiniz. sıfırdan yapılanmayı idare, insan kaynakları, alıcılar ve iş süreçleri olarak dört değişik konu başlığı altında değerlendirdik:   1-Firma idaresinde en baştan yapılanmaya lüzumunuz var mı? -İşletmenin faydalılığını ve performansını ölçecek sistemler olmadığı için idare kararları güçlükle alınır, sık sık değiştirilir. -Üst idarenin ve ailenin misyon ve yetki alanı net tanımlanmadığı için aynı mevzuda değişik bireyler değişik kararlar alırlar, çalışanlar güçlükle sürdürülebilen gidişatta kalırlar. -İşler iyi giderken süratli ancak obez bir sihrime süreci yaşanır. Sürecin sonunda ciddi küçülmeler yaşanır. -Muhtelif mazeretlerle tüm kararları işveren ya da tek idareyici alır -İşletmenin finansal pozisyonu iyiden makûsa doğru süratle farklılık gösterebilir, gelişmiş erken ihtar sistemleri ve etkin kullanılan bir bilgi sistemi yoktur.   2-İnsan kaynaklarınızda yine yapılanmaya gereksiniminiz var mı? -Çalışanların iş tarifleri ve performans kriterleri olmadığı için kusurların mesulleri mevzusunda meçhullük yaşanır, herkes her işi yapmaya çalışır, keşmekeşlik neticesinde faydasızlık doğar. -Çalışanlar yanılgı yapmaktan korkarak karar alma sürecine katılmaya çekinirler. Teklif kolileri boş olarak durur.Halbuki herkes üretime katılmalıdır. -Personel sirkülasyon oranı ya çok yüksektir ya da çok kemikleşmiş bir çalışan yapısı vardır. -Çalışanlar arasında olmadık sebeplerle ve sık sık irtibat problemleri yaşanır. Bu problemlerin firmanın faydalılığına olan negatif tesirleri farkedilmez. -“Kıdem mi, performans mı”, “vefa mı, faydalılık mı?” sualleri sık sık sorulur.   3-İş süreçlerinizde yine yapılanmaya gereksiniminiz var mı? -Süreçler ayrıntılı bir biçimde belirlenmediği için sistematik iyileştirme çalışmaları yapılamaz, asıl ihtiyaç duyulan iyileştirme amaçları asla konuşmalarda yer almaz. -İyileştirme ve geliştirme çalışmaları zamanında yapılamadığı için bir vakit sonra meseleler gelişir, daha maliyetli ve radikal çözümlere lüzum dinlerler. -İmal ve satışın dışında kalan ar-ge, iş geliştirme, bakım onarım vb. çalışmalara bütçe ufalamaz, zamanla bereketsizlik çoğalır. -Süratli olmak ismine tasarılama yapılmaz, ancak günü kurtarırken eş yanılgılar devamlı yinelenir, neticede tasarısız maliyetler çoğalır. -Süreçler ölçülemediği ve reel maliyetleri öğrenilemediği için mahsul-hizmet maliyeti bütün  olarak hesaplanamaz, firmanın reel kâr ve hasarı bilinemez.   4-Satın alma süreçlerinizde sıfırdan yapılanma lüzumunuz var mı? -İmal sahaları, bürolar, şubeler, bayiler, kullanılan evrak vb. materyaller müessesesel bir kimlik ve imaj tamlığı sergilemezler. Yani kurumsallık zayıftır. -Firma çalışanları, firmanın alıcıya bakış açısından habersizdir, bunu yalnızca satış personellerinin öğrenmesinin yeterli olduğu düşünülür. Alıcıya müteveccih genelde “ortak lisan” yoktur. -Pazarlama ile satış, kâr ile ciro, alıcı şikayeti ile alıcı fırsatı vb. değişik kavramlar birbirine karıştırıldığı için sık sık kıymet kaybı yaşanır. -Yüksek benlikler sebebiyle rakipler küçümsenir, firmanın cılız kalan istikametlerine dikkat edilmez, pazarlama ve rekabet tahlili yapılmaz. -Pazarın tümüne nüfuz etmeye çalışarak boş yere enerji tüketilir, kârlı alıcıyı bulmaya müteveccih segmantasyon çalışmaları yapılmaz, kaçan fırsatlar farkedilmez.

    Yeni Ekonomide Kalite Nasıl Yaratılır? DETAY
    Yeni Ekonomide ...

    Bilim Önce bizim şaşırmamız ile başlar! Aristoteles Sonunda bu da olacaktı! Başımıza gelmeyen ne kaldı diye düşünürken, birileri toplam nitelikten bahsetti. Giderek ivmelenen bir morfoza sahip dijital devrimden kaçamayacağımızı öğrenmemize karşın, oyuncuların, kaidelerin ve hatta seyircilerin dahi henüz bütün olarak emin olmadığı bu dünyada, şimdi bir sualimiz var ve bu suali taraflara nasıl soracağımızı kara kara düşünüyoruz.. Bize yardımcı olmak ister misiniz? İsterseniz kısaca onları tanıyalım. Öncelikle bakmamız gereken yer Toplam Nitelik yani toplam kalite başlığı olmalıdır. Kavramsal olarak net bir tarifi olmayan nitelik (kalite), gerek fertsel  Gilmore, Edwards,Price, Broh, Taguchi, Juran, Crosby, Feigenbaum, Deming; gerekse müessesesel otoritelerin JIS – Japon Sanayi Standartlar Komisyonu, Türk Standartları Enstitüsü-Türk Standartları Enstitüsü, EOQC -Avrupa Nitelik Hakimiyet Organizasyonu, ASQC – Amerikan Nitelik Hakimiyet Derneği, vd. katkılarıyla felsefi, alıcı, mahsul, imal, bedel bağlamlarında ve zaman içerisinde farklı tasvirler kazanmıştır. Tanımlardan kimilerini; gereksinimleri karşılama mahareti, alıcı seçimlerine-kullanıma-koşullara- tasarım ve spesifikasyonlara uygunluk, ilk seferde ve en doğrusunu yapmak, mahsul yada hizmetin kıymeti olmak, organizasyonun tam çalışmalarında bulunan kalıcılık olarak sıralayabiliriz. Fonksiyonel olarak ise niteliğin gelişimine farklı güzergahlardan bakılabilir. Kimi bakış açısına göre, 20. asır başında Amerika’da başlayan İstatistiksel Proses yani süreç Hakimiyeti, ardından gelen kitlesel imal ve nitelikten uzak teknolojik büyümeler, neticesinde varılan Japon nitelik kavrayışı, niteliğin gelişimini oluşturan esas taşlardır. Kimi bakış açısına göre ise niteliğin düzeyleri, 1800′lü yılarda ustalıkla, 1900-1940 arası tetkik ile, 1940-1970 arası prosesin kontrolu ile, 1970-1980 arasındaki süreçte prosesin tasarımında, 1980′den sonra ise mahsulün yani son ürünün tasarımıyla şekillenmektedir. Eş tariflerin birleştiği ortak noktayı şöyle belirleyebiliriz. Mahsule odaklanan nitelik tetkik ve nitelik hakimiyet tedbire,istatistik usuller ile başlayan ilk safhalar, imal sistemine odaklanan nitelik teminatı tedbire, İstanbul Sanayi Odası 9000, evraklandırma ile devam etmiş, ardından hayat şekline odaklanan toplam nitelik idaresine erişilmiştir. Varılan bu noktada toplam nitelik idaresini artık hayat şekli, alıcı odaklılık, katılımcılık, kesintisiz gelişim, süreç geliştirme, mesele çözme, yetki devri ve idare açılarından ele alıyoruz. Sırada dijital dünyanın kısa bir tarifi var: Ancak tarife geçmeden evvel şunu söylemek gerekiyor. Dijital dünyadaki kavramların gelişimi, nitelik kavramlarının gelişiminden farklı bir yol izlemektedir. Niteliğin konuşulduğu dünyada öncelikle düşünüyoruz, taktikleri kuruyoruz, sonra uygulamaya başlıyoruz. Dijital dünyada ise strateji ile uygulama bir arada; paralel gidiyor, çoğunlukla da evvel uyguluyoruz, sonra düşünüp, taktikleri kuruyoruz. Bu süreçlere uyamayan birimler ise hızla başarısız olmaktadır. Yalnızca bu farkı öğrenebilmek dahi, neyle karşı karşıya olduğumuzu kavramamıza, anlayamasak dahi en azından sezmemize takviyeci olacaktır. Kronolojik olarak Sayı Boncuğu bulgusuna kadar geriye gitmeye gerek yok. 1943 senesinde “Dünya ekonomisinde beş bilgisayardan aşırısına yer yoktur ” diyen IBM başkanı Thomas Watson’ın (!) ya da 1981 senesinde “Herkese 640 kb’lık hafıza yeterli olacaktır” diyen Bill Gates’in vizyonlarının bugünkü karşılığının ne olduğunu hepimiz tahmin edebilmekteyiz. Şimdi, dijital dünyanın oluşmasına katkıları olan bu insanların dahi hipotez edemedikleri gelişimin ebatlarına kısaca bakalım. Teknolojik ebatta chip yoğunlukları 1970′lerde 1000 etrafında iken, 2000′lerde bu sayı 1 milyara erişmiştir yani büyüme oranı 500 milyon kattır. Aynı yarıyılda clock süratleri 1 mhz’den 1 ghz’ye(1000 kat) , ana hafızalar kbyte’lardan 100 gbyte’lara (1 milyon kat), mimari civar 4 bit’deri 64 bit’e, Arpanet’deri milyarlarca düğüm noktasına sahip Internet’e erişmiştir. Hacimsel ebatta ENIAC’tan ana bilgisayarlara, oradan masa üstü ve server sistemlerine uzanan sistemler, zamanla dizüstü - masaüstü ,  "PDA yani Personel Digital Assistance" ebatlarına inmiş, hatta giderek küçülerek firmanın imal/satış vb. bilgilerinin cep telefonları ile okunması da doğal hatta zorunlu hale gelmiştir. Yazılım ebadında ufak çaplı muhasebe-finans-personel bordro işlevlerinden oluşan sistemler, zamanla ergonomik tasarlanması-kaynak kod tasarlanması için MRP-MRP II sistemlerine kadar gelişmiş, müessesesel kaynak ve kapasite tasarılamalarına maliyet muhasebesi ve idare karar takviye sistemlerinin ilave edilmesiyle ERP devasa ebatlara varmıştır. Bugün ön büro ve arka sistemlerin CRM customer relationship management başlığı altında birleştirilmesi çalışmalarına konsantre olunmuştur. Bir başka bakış açısıyla şahsi bilgisayarlardan, kablosuz bağlantı uygulamalarına, internet altyapısı uygulamalarından internet altyapısı mahsullerine doğru bir geçiş yaşıyoruz. Tarafları tanıttık. Bu arada dünyada, yakın geçmişte ve tarafları ilgilendiren mevzularda neler olduğuna da kısaca bakmamız gerekiyor. Altmışlı seneler kitlesel pazarlama seneleriydi. Örneklemek gerekirse herkes aynı Coca Cola’yı içiyordu. Yetmişli seneler pazarlamada parçalanmayı getirdi. Pazarlamacılar farklı cinste, farklı sınıflara, farklı zevk ve lüzumlara sahip insanları farketti ve onları tahlile başladı. Netice: Seksenli seneler Cola Classic, Diet Cola, Caffeine Free Cola, New Coke gibi dağılınmalara yol açtı. Parçalanmalar tekerrür birleşmeleri izledi, eşi devinimlerle süreç devam ediyor. Yalnızca markalar değil firmalar da bölündü, sonra satınalma ve birleşme furyası başladı, rekabet yerini win-win teorisine bırakarak genişledi. Satış maksatlarına uygun olacak kitle tarifleri yapıldı: Babyboomer, yuppies, grumpies… ve aralarındaki farklar belirlendi. Yeni trend tarifleri yapıldı: Big Trend, Rightsizing, political corretness, Round trend… ve aralarındaki nosyon farkları belirlendi. Bugün ise; Pazar, edindiği pratikler neticesinde maksat kitle ve trendlerini şimdilik tanımlamış vaziyette. Ancak bunların uzun zaman değişmez kalacağını söylemek güç. Elimizde teknolojinin hudutlarına giderek yanaşan teçhizat kapasiteleri ya da nitelikleri birbirine çok yakın mahsuller var. Rekabeti ise hiç sormayın. Her ne kadar win-win desek dahi, rekabet  bambaşka tanımlar içinde yeniden üretilmekte.  Bazı gidişatlarda ise kimin şirket, kimin alıcı olduğu dahi karışmaktadır.Sizin işletmeniz, aynı sektörde bile rakibinizin alıcısı olabiliyor. Ya da bunun tam tersi rakibiniz başka bir hizmeti sizden almayı tercih edebilmektedir. Şimdi tekerrür eden sürecin başına dönelim. Toplam Nitelik (kalite) ile dijital dünyanın ilişkisini denetleyelim. Literatüre göre niteliği etkileyen faaliyetler şunlardır : Pazarlama-pazar araştırması-satış, tasarım ve geliştirme, proses tasarılama ve geliştirme, satınalma, yapımın yapılması ve hizmetin verilmesi, doğrulama çalışmaları tetkik, test, hakimiyet, gözden geçirme, teftiş…, ambalajlama, depolama, satış-dağıtım, kurulum-teslim, servis-teknik dayanak, satış sonrası pazar himayeyi. Tüm bu bilgiler ışığında, dijital dünyanın girmediği bir evre görebiliyor musunuz? Şimdi suallerimizi, dijital dünyada e-niteliği esas alarak daha uç noktalara götürelim. *Bir şirketin aldığı siparişi ne kadar süratli paraya çevirirse o kadar çok kazanacağını, bunun da ancak dijital dünyanın yardımını gerçekleşeceğini öğreniyor muyuz? *Yapılan her bir işten harcayıcıya B2C hareketin, reelinde birden fazla işten işe B2B hareketi doğurduğunu, bu yoğunlukla ancak dijital dünyanın baş edebileceğini farkında mıyız? *Ne zaman e-business usulüyle çalışan bir işletmenin dünyanın rastgele bir yerindeki şirkete rakip olabileceğini, bu usulü seçmeyen şirkete ise dünyanın rastgele bir yerinden rakip çıkabileceğini bileceğiz? *Artık bankaların sistemleri 7*24 çalışabilmek zorunda. Internet sitelerinin bir kaç saat dahi olsa kapalı kalmasına izin verebilir miyiz? *Bir banka şubesinde bir harekâtı yapmanın maliyeti 2 dolar ( ne yazık ki? , aynı harekâtı internet yoluyla yapmak 0.15 dolar, çağrı merkezi yoluyla yapmak 0.6 dolar deyip, banka şubelerini kapatmaya mı gideceğiz? Ya da tarım  mahsullerimizi şehirde de Internet sitesinden mi satacağız? (ki olabiliyor..)  İnsanların sosyalleşme lüzumlarını büsbütün unutmak zorunda mıyız? *İlaç ve yiyecek gibi mahsullerin üzerine dahi artık herkesin kavrayabileceği söylemeler konulurken, alıcılarımızla hala DNS, ISS, HTTP, SMTP, POP, FTP, SSL gibi korkutucu kısaltmalarla mı konuşacağız? *Online harcayıcıların yani son kullanıcıların haklarından bahsedecek miyiz?  Online sipariş edilip te haber dahi alınamayan ya da faturasız gönderilen mülkleri, iade edilen mülklerin kıymetini ödemek için aylarca bekletilen harcayıcıları (aslında bir yandan müşterileri , başka bir senaryoda da kendimizi) unutacak mıyız? *Online yurttaşların, nezaket kaidelerini internet ortamında nasıl gözeteceğiz? Para kazanma hırsının bu nezaket kaidelerini tanımamasının önüne geçmeyi düşünüyor muyuz? *Web ve elektronik ticarette zafer kriterleri olan görsellik, fonksiyonellik, interaktiflik, içerik, aktüellik, Internet geçimlilik site benchmarking, etkin pazarlama, ses, hafıza, anında dayanağı ne zaman ve bütün anlamıyla uygulayacağız? *Ne zaman emlakçılarımız üç ebatlı modelleme kullanarak ABD’de olduğu gibi alıcılarına bir gün içerisinde 15-20 konutu gösterebilecekler? Eğer gösterebilirler ise hizmetlerine ihtiyaç kalacak mı?  *Amazon.com’un reelinde yalnızca kitap pazarlamadığını, aynı zamanda kitap satın alma tecrübesini de pazarladığını farkediyor muyuz? *Konut - büro -  home worker çalışmalarının reelinde işten kaçma olmadığını, video konferans, elektronik posta vb. dijital bağlantı vasıtalarıyla desteklenen bu çalışmaların, trafik, otopark, stres, iş yeri kaynaklarının afaki kullanılması gibi meselelere çözüm olduğunu, bunun da reelinde toplam niteliğin (kalie yönetiminin) bir mevzusu olduğunu unuttuk mu? *Dijital dünyanın elastik çalışma ve elastik büro kavramlarına pozitif tesirlerini nasıl kavrayacağız? Bürolarda devasa doküman dolaplarının değişip, yerine daha ince ve nazik dolapların gelmesinin mesulünün, dijital dünyanın bir mahsulü olan kağıtsız büro olduğunu kavrayabilecek miyiz? *Dijital dünyanın üç esas bileşeni, teçhizat, servis ve içeriğin e-nitelikten kaçamayacağını ne zaman öğreneceğiz? bu sorular aklımıza gelen sadece bir kaç sorudan ibaret.. Ama sual sormakla kaybedecek zamanımız da yok.. Zira dijital dünyada, her yerde bir şeyler oluyor.Her tıkladığınız tuşun arkasında ölçümler, bilgi tabanları, istatistikler devreye giriyor, ardından simülasyonlar yapılıyor, sizden bir adım önde giden dijital tavırlar beliriyor. Özelleşen siteler, tüketmelerinizdeki morfozu izleyip, size lüzumunuz olan krediyi öneren bankalar, sizin seçiminize uygun ve daha siz aramadan size buyur edilen kitaplar, yakında on metre yakınından geçerken “bize de uğrayın, yeni ürünlerimiz sadece size özel fiyatlar ile geldi” diye cep telefonunuza ileti yağdırmaya hazırlanan mağazalar, vs… Teknolojinin sosyal sistemden çok daha süratli büyümesi, artık geçmişe bakarak öngörüde bulunanların yanılmasına yol açabiliyor. Değişik taraftan bu bilinmezlik, yaratıcı teşebbüslere kaçırılmaz fırsatlar sunuyor. Ama bu, dijital dünyanın toplam niteliğin tecrübelerinden yararlanmaması için bir mazeret değildir. Meseleyi doğru ele almamız gerekiyor. 17 yaşına gelmiş bir gencin dikkat ve refleksleri, otuz yaşındaki yetişkinden çok daha iyidir,haklısınız ama o sürücü ehliyeti alamaz. Zira tecrübe, mesullük duygusu ve psikolojik olgunluk açılarından cılızdır. Meseleye bu açıdan baksak hata mı yapmış oluruz? Nitelik felsefesi çok uzun yollardan geçti. Şimdi onun bu dijital dünyanın süratine ve morfoz eforuna dayanabilmesi gerekmekte. Dijital dünyanın da Toplam Nitelik felsefesinin tecrübesini hazmetmeye zorunluluğu bulunmaktadır. Dijital dünya saniyelerin firmaları türbülansa sokacak kadar uzun bir zaman birimi haline gelmiştir.  Bu sebeple, bu dünyanın her bileşeninin hatasız bir niteliğe sahip olması gerekmektedir. Standartların, kaidelerin, tarzların, alışkanlıkların henüz bütün olarak emin olmadığı bu dünyada e-nitelik nasıl sağlanır? Tabi bu yalnızca üreticinin değil, harcayıcının da katkısıyla doğal bir rota çizebilir hale gelecektir. Bu katkı nedir peki? Tabi ki chat  (digital sohbet) kültürü, bende de olsun diye açılan ve artık faydası olmayan siteler, kavramlarda sıkışıp kalmış işten işe ve işten harcayıcıya işlevlerini saymaya gerek görmemekteyiz. Bir zamanlar video kameralar pazara yeni sunulduğunda, herkesin kamera lensinin önüne geçip poz verişini hatırlıyor musunuz? (Ki bizler de yaptık) Resim çeken aygıtlara olan alışkanlığımızı yeni bir teknolojide devam ettirmiştik. Aynı yanılgıyı devam ettirmememiz gerekiyor. Öncelikle alışkanlıklarımızı değiştirmeye hazır olmalıyız. Bilmekten, sınamaktan korkmamayı öğrenmeliyiz. Burada öncelikli vazife toplam nitelikçilere (kalitecilere) düşüyor. Toplam niteliğin e-hayatta şekillenmesini hep beraber oluşturmalıyız. Reçete pek de öğrenilemez gibi durmamaktadır.  E-hayatı etkin olarak kullanmak, kullanımla alakalı düşüncelerimizi, tenkit ve tekliflerimizi, her platformda, her fırsatta ve yüksek sesle söylemek, uçuk dahi gelse “şöyle de olsa iyi olurdu”yu söylemek zorundayız.