Giriş Yap Kayıt Ol
Yeni Ekonomide Kalite Nasıl Yaratılır? | Tunçbilek Reklam
Yeni Ekonomide Kalite Nasıl Yaratılır?

Bilim Önce bizim şaşırmamız ile başlar!

Aristoteles

Sonunda bu da olacaktı!

Başımıza gelmeyen ne kaldı diye düşünürken, birileri toplam nitelikten bahsetti. Giderek ivmelenen bir morfoza sahip dijital devrimden kaçamayacağımızı öğrenmemize karşın, oyuncuların, kaidelerin ve hatta seyircilerin dahi henüz bütün olarak emin olmadığı bu dünyada, şimdi bir sualimiz var ve bu suali taraflara nasıl soracağımızı kara kara düşünüyoruz.. Bize yardımcı olmak ister misiniz?

İsterseniz kısaca onları tanıyalım. Öncelikle bakmamız gereken yer Toplam Nitelik yani toplam kalite başlığı olmalıdır.

Kavramsal olarak net bir tarifi olmayan nitelik (kalite), gerek fertsel  Gilmore, Edwards,Price, Broh, Taguchi, Juran, Crosby, Feigenbaum, Deming; gerekse müessesesel otoritelerin JIS – Japon Sanayi Standartlar Komisyonu, Türk Standartları Enstitüsü-Türk Standartları Enstitüsü, EOQC -Avrupa Nitelik Hakimiyet Organizasyonu, ASQC – Amerikan Nitelik Hakimiyet Derneği, vd. katkılarıyla felsefi, alıcı, mahsul, imal, bedel bağlamlarında ve zaman içerisinde farklı tasvirler kazanmıştır. Tanımlardan kimilerini; gereksinimleri karşılama mahareti, alıcı seçimlerine-kullanıma-koşullara- tasarım ve spesifikasyonlara uygunluk, ilk seferde ve en doğrusunu yapmak, mahsul yada hizmetin kıymeti olmak, organizasyonun tam çalışmalarında bulunan kalıcılık olarak sıralayabiliriz.

Fonksiyonel olarak ise niteliğin gelişimine farklı güzergahlardan bakılabilir. Kimi bakış açısına göre, 20. asır başında Amerika’da başlayan İstatistiksel Proses yani süreç Hakimiyeti, ardından gelen kitlesel imal ve nitelikten uzak teknolojik büyümeler, neticesinde varılan Japon nitelik kavrayışı, niteliğin gelişimini oluşturan esas taşlardır. Kimi bakış açısına göre ise niteliğin düzeyleri, 1800′lü yılarda ustalıkla, 1900-1940 arası tetkik ile, 1940-1970 arası prosesin kontrolu ile, 1970-1980 arasındaki süreçte prosesin tasarımında, 1980′den sonra ise mahsulün yani son ürünün tasarımıyla şekillenmektedir.

Eş tariflerin birleştiği ortak noktayı şöyle belirleyebiliriz. Mahsule odaklanan nitelik tetkik ve nitelik hakimiyet tedbire,istatistik usuller ile başlayan ilk safhalar, imal sistemine odaklanan nitelik teminatı tedbire, İstanbul Sanayi Odası 9000, evraklandırma ile devam etmiş, ardından hayat şekline odaklanan toplam nitelik idaresine erişilmiştir. Varılan bu noktada toplam nitelik idaresini artık hayat şekli, alıcı odaklılık, katılımcılık, kesintisiz gelişim, süreç geliştirme, mesele çözme, yetki devri ve idare açılarından ele alıyoruz.

Sırada dijital dünyanın kısa bir tarifi var:

Ancak tarife geçmeden evvel şunu söylemek gerekiyor. Dijital dünyadaki kavramların gelişimi, nitelik kavramlarının gelişiminden farklı bir yol izlemektedir. Niteliğin konuşulduğu dünyada öncelikle düşünüyoruz, taktikleri kuruyoruz, sonra uygulamaya başlıyoruz. Dijital dünyada ise strateji ile uygulama bir arada; paralel gidiyor, çoğunlukla da evvel uyguluyoruz, sonra düşünüp, taktikleri kuruyoruz. Bu süreçlere uyamayan birimler ise hızla başarısız olmaktadır.

Yalnızca bu farkı öğrenebilmek dahi, neyle karşı karşıya olduğumuzu kavramamıza, anlayamasak dahi en azından sezmemize takviyeci olacaktır.

Kronolojik olarak Sayı Boncuğu bulgusuna kadar geriye gitmeye gerek yok. 1943 senesinde “Dünya ekonomisinde beş bilgisayardan aşırısına yer yoktur ” diyen IBM başkanı Thomas Watson’ın (!) ya da 1981 senesinde “Herkese 640 kb’lık hafıza yeterli olacaktır” diyen Bill Gates’in vizyonlarının bugünkü karşılığının ne olduğunu hepimiz tahmin edebilmekteyiz.

Şimdi, dijital dünyanın oluşmasına katkıları olan bu insanların dahi hipotez edemedikleri gelişimin ebatlarına kısaca bakalım.

Teknolojik ebatta chip yoğunlukları 1970′lerde 1000 etrafında iken, 2000′lerde bu sayı 1 milyara erişmiştir yani büyüme oranı 500 milyon kattır. Aynı yarıyılda clock süratleri 1 mhz’den 1 ghz’ye(1000 kat) , ana hafızalar kbyte’lardan 100 gbyte’lara (1 milyon kat), mimari civar 4 bit’deri 64 bit’e, Arpanet’deri milyarlarca düğüm noktasına sahip Internet’e erişmiştir.

Hacimsel ebatta ENIAC’tan ana bilgisayarlara, oradan masa üstü ve server sistemlerine uzanan sistemler, zamanla dizüstü - masaüstü ,  "PDA yani Personel Digital Assistance" ebatlarına inmiş, hatta giderek küçülerek firmanın imal/satış vb. bilgilerinin cep telefonları ile okunması da doğal hatta zorunlu hale gelmiştir.

Yazılım ebadında ufak çaplı muhasebe-finans-personel bordro işlevlerinden oluşan sistemler, zamanla ergonomik tasarlanması-kaynak kod tasarlanması için MRP-MRP II sistemlerine kadar gelişmiş, müessesesel kaynak ve kapasite tasarılamalarına maliyet muhasebesi ve idare karar takviye sistemlerinin ilave edilmesiyle ERP devasa ebatlara varmıştır. Bugün ön büro ve arka sistemlerin CRM customer relationship management başlığı altında birleştirilmesi çalışmalarına konsantre olunmuştur.

Bir başka bakış açısıyla şahsi bilgisayarlardan, kablosuz bağlantı uygulamalarına, internet altyapısı uygulamalarından internet altyapısı mahsullerine doğru bir geçiş yaşıyoruz.

Tarafları tanıttık. Bu arada dünyada, yakın geçmişte ve tarafları ilgilendiren mevzularda neler olduğuna da kısaca bakmamız gerekiyor.

Altmışlı seneler kitlesel pazarlama seneleriydi. Örneklemek gerekirse herkes aynı Coca Cola’yı içiyordu. Yetmişli seneler pazarlamada parçalanmayı getirdi. Pazarlamacılar farklı cinste, farklı sınıflara, farklı zevk ve lüzumlara sahip insanları farketti ve onları tahlile başladı. Netice: Seksenli seneler Cola Classic, Diet Cola, Caffeine Free Cola, New Coke gibi dağılınmalara yol açtı. Parçalanmalar tekerrür birleşmeleri izledi, eşi devinimlerle süreç devam ediyor.

Yalnızca markalar değil firmalar da bölündü, sonra satınalma ve birleşme furyası başladı, rekabet yerini win-win teorisine bırakarak genişledi.

Satış maksatlarına uygun olacak kitle tarifleri yapıldı: Babyboomer, yuppies, grumpies… ve aralarındaki farklar belirlendi.

Yeni trend tarifleri yapıldı: Big Trend, Rightsizing, political corretness, Round trend… ve aralarındaki nosyon farkları belirlendi.

Bugün ise;

Pazar, edindiği pratikler neticesinde maksat kitle ve trendlerini şimdilik tanımlamış vaziyette. Ancak bunların uzun zaman değişmez kalacağını söylemek güç. Elimizde teknolojinin hudutlarına giderek yanaşan teçhizat kapasiteleri ya da nitelikleri birbirine çok yakın mahsuller var. Rekabeti ise hiç sormayın. Her ne kadar win-win desek dahi, rekabet  bambaşka tanımlar içinde yeniden üretilmekte.  Bazı gidişatlarda ise kimin şirket, kimin alıcı olduğu dahi karışmaktadır.Sizin işletmeniz, aynı sektörde bile rakibinizin alıcısı olabiliyor. Ya da bunun tam tersi rakibiniz başka bir hizmeti sizden almayı tercih edebilmektedir.

Şimdi tekerrür eden sürecin başına dönelim. Toplam Nitelik (kalite) ile dijital dünyanın ilişkisini denetleyelim.

Literatüre göre niteliği etkileyen faaliyetler şunlardır : Pazarlama-pazar araştırması-satış, tasarım ve geliştirme, proses tasarılama ve geliştirme, satınalma, yapımın yapılması ve hizmetin verilmesi, doğrulama çalışmaları tetkik, test, hakimiyet, gözden geçirme, teftiş…, ambalajlama, depolama, satış-dağıtım, kurulum-teslim, servis-teknik dayanak, satış sonrası pazar himayeyi.

Tüm bu bilgiler ışığında, dijital dünyanın girmediği bir evre görebiliyor musunuz?

Şimdi suallerimizi, dijital dünyada e-niteliği esas alarak daha uç noktalara götürelim.

*Bir şirketin aldığı siparişi ne kadar süratli paraya çevirirse o kadar çok kazanacağını, bunun da ancak dijital dünyanın yardımını gerçekleşeceğini öğreniyor muyuz?

*Yapılan her bir işten harcayıcıya B2C hareketin, reelinde birden fazla işten işe B2B hareketi doğurduğunu, bu yoğunlukla ancak dijital dünyanın baş edebileceğini farkında mıyız?

*Ne zaman e-business usulüyle çalışan bir işletmenin dünyanın rastgele bir yerindeki şirkete rakip olabileceğini, bu usulü seçmeyen şirkete ise dünyanın rastgele bir yerinden rakip çıkabileceğini bileceğiz?

*Artık bankaların sistemleri 7*24 çalışabilmek zorunda. Internet sitelerinin bir kaç saat dahi olsa kapalı kalmasına izin verebilir miyiz?

*Bir banka şubesinde bir harekâtı yapmanın maliyeti 2 dolar ( ne yazık ki? , aynı harekâtı internet yoluyla yapmak 0.15 dolar, çağrı merkezi yoluyla yapmak 0.6 dolar deyip, banka şubelerini kapatmaya mı gideceğiz? Ya da tarım  mahsullerimizi şehirde de Internet sitesinden mi satacağız? (ki olabiliyor..)  İnsanların sosyalleşme lüzumlarını büsbütün unutmak zorunda mıyız?

*İlaç ve yiyecek gibi mahsullerin üzerine dahi artık herkesin kavrayabileceği söylemeler konulurken, alıcılarımızla hala DNS, ISS, HTTP, SMTP, POP, FTP, SSL gibi korkutucu kısaltmalarla mı konuşacağız?

*Online harcayıcıların yani son kullanıcıların haklarından bahsedecek miyiz?  Online sipariş edilip te haber dahi alınamayan ya da faturasız gönderilen mülkleri, iade edilen mülklerin kıymetini ödemek için aylarca bekletilen harcayıcıları (aslında bir yandan müşterileri , başka bir senaryoda da kendimizi) unutacak mıyız?

*Online yurttaşların, nezaket kaidelerini internet ortamında nasıl gözeteceğiz? Para kazanma hırsının bu nezaket kaidelerini tanımamasının önüne geçmeyi düşünüyor muyuz?

*Web ve elektronik ticarette zafer kriterleri olan görsellik, fonksiyonellik, interaktiflik, içerik, aktüellik, Internet geçimlilik site benchmarking, etkin pazarlama, ses, hafıza, anında dayanağı ne zaman ve bütün anlamıyla uygulayacağız?

*Ne zaman emlakçılarımız üç ebatlı modelleme kullanarak ABD’de olduğu gibi alıcılarına bir gün içerisinde 15-20 konutu gösterebilecekler? Eğer gösterebilirler ise hizmetlerine ihtiyaç kalacak mı? 

*Amazon.com’un reelinde yalnızca kitap pazarlamadığını, aynı zamanda kitap satın alma tecrübesini de pazarladığını farkediyor muyuz?

*Konut - büro -  home worker çalışmalarının reelinde işten kaçma olmadığını, video konferans, elektronik posta vb. dijital bağlantı vasıtalarıyla desteklenen bu çalışmaların, trafik, otopark, stres, iş yeri kaynaklarının afaki kullanılması gibi meselelere çözüm olduğunu, bunun da reelinde toplam niteliğin (kalie yönetiminin) bir mevzusu olduğunu unuttuk mu?

*Dijital dünyanın elastik çalışma ve elastik büro kavramlarına pozitif tesirlerini nasıl kavrayacağız? Bürolarda devasa doküman dolaplarının değişip, yerine daha ince ve nazik dolapların gelmesinin mesulünün, dijital dünyanın bir mahsulü olan kağıtsız büro olduğunu kavrayabilecek miyiz?

*Dijital dünyanın üç esas bileşeni, teçhizat, servis ve içeriğin e-nitelikten kaçamayacağını ne zaman öğreneceğiz?

bu sorular aklımıza gelen sadece bir kaç sorudan ibaret..

Ama sual sormakla kaybedecek zamanımız da yok..

Zira dijital dünyada, her yerde bir şeyler oluyor.Her tıkladığınız tuşun arkasında ölçümler, bilgi tabanları, istatistikler devreye giriyor, ardından simülasyonlar yapılıyor, sizden bir adım önde giden dijital tavırlar beliriyor. Özelleşen siteler, tüketmelerinizdeki morfozu izleyip, size lüzumunuz olan krediyi öneren bankalar, sizin seçiminize uygun ve daha siz aramadan size buyur edilen kitaplar, yakında on metre yakınından geçerken “bize de uğrayın, yeni ürünlerimiz sadece size özel fiyatlar ile geldi” diye cep telefonunuza ileti yağdırmaya hazırlanan mağazalar, vs…

Teknolojinin sosyal sistemden çok daha süratli büyümesi, artık geçmişe bakarak öngörüde bulunanların yanılmasına yol açabiliyor. Değişik taraftan bu bilinmezlik, yaratıcı teşebbüslere kaçırılmaz fırsatlar sunuyor.

Ama bu, dijital dünyanın toplam niteliğin tecrübelerinden yararlanmaması için bir mazeret değildir. Meseleyi doğru ele almamız gerekiyor. 17 yaşına gelmiş bir gencin dikkat ve refleksleri, otuz yaşındaki yetişkinden çok daha iyidir,haklısınız ama o sürücü ehliyeti alamaz. Zira tecrübe, mesullük duygusu ve psikolojik olgunluk açılarından cılızdır. Meseleye bu açıdan baksak hata mı yapmış oluruz?

Nitelik felsefesi çok uzun yollardan geçti. Şimdi onun bu dijital dünyanın süratine ve morfoz eforuna dayanabilmesi gerekmekte. Dijital dünyanın da Toplam Nitelik felsefesinin tecrübesini hazmetmeye zorunluluğu bulunmaktadır.

Dijital dünya saniyelerin firmaları türbülansa sokacak kadar uzun bir zaman birimi haline gelmiştir.  Bu sebeple, bu dünyanın her bileşeninin hatasız bir niteliğe sahip olması gerekmektedir. Standartların, kaidelerin, tarzların, alışkanlıkların henüz bütün olarak emin olmadığı bu dünyada e-nitelik nasıl sağlanır?

Tabi bu yalnızca üreticinin değil, harcayıcının da katkısıyla doğal bir rota çizebilir hale gelecektir. Bu katkı nedir peki? Tabi ki chat  (digital sohbet) kültürü, bende de olsun diye açılan ve artık faydası olmayan siteler, kavramlarda sıkışıp kalmış işten işe ve işten harcayıcıya işlevlerini saymaya gerek görmemekteyiz.

Bir zamanlar video kameralar pazara yeni sunulduğunda, herkesin kamera lensinin önüne geçip poz verişini hatırlıyor musunuz? (Ki bizler de yaptık) Resim çeken aygıtlara olan alışkanlığımızı yeni bir teknolojide devam ettirmiştik. Aynı yanılgıyı devam ettirmememiz gerekiyor.

Öncelikle alışkanlıklarımızı değiştirmeye hazır olmalıyız. Bilmekten, sınamaktan korkmamayı öğrenmeliyiz. Burada öncelikli vazife toplam nitelikçilere (kalitecilere) düşüyor. Toplam niteliğin e-hayatta şekillenmesini hep beraber oluşturmalıyız. Reçete pek de öğrenilemez gibi durmamaktadır.  E-hayatı etkin olarak kullanmak, kullanımla alakalı düşüncelerimizi, tenkit ve tekliflerimizi, her platformda, her fırsatta ve yüksek sesle söylemek, uçuk dahi gelse “şöyle de olsa iyi olurdu”yu söylemek zorundayız. 

 

45 kez görüntülendi. / 24-01-2019 tarihinde eklendi.